Bosna Savaşı

Bosna Savaşı, Mart 1992 ile Kasım 1995 yılları arasında Bosna-Hersek’te meydana gelen bir seri etnik çatışmaların yaşandığı, başta etnik temizlik olmak üzere, halen yargılaması devam eden bir çok savaş suçunun işlendiği, Avrupa’da ikinci dünya savaşı sonrası meydana gelen en şiddetli savaştır.

 

Çatışmaların tarafları arasında Sırplar, Hırvatlar, Boşnaklar, ve NATO kuvvetleri yer almaktadır. Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, Bosna Savaşında Sırp savaşçıları, Sırplardan oluşan Federal Ordu Birlikleri, Sırp İçişleri Bakanlığı Birlikleri, Sırp Teritoriyal Savunma Birlikleri ile desteklemiştir. Hırvat savaşçılara ise Hırvatistan tarafından askeri destek sağlanmıştır.  Boşnaklar ise, hiç bir devletten destek alamamalarına rağmen, çeşitli müslüman ülkelerdeki örgütlerden militan, silah ve para yardımı almıştır.

Bosna-Hersek bölgesi, tarihsel olarak çok etnik gruplu bir karakter taşımaktaydı. 1990 yılında bölgenin etnik yapısı, %43 Boşnak, %31 Sırp, %17 Hırvatlar şeklindeydi. Bosna-Hersek, 1990 yılına kadar Yugoslavya’nın federe cumhuryetlerinden biriydi ve Federal Devletin kararları, 6 federe devlet olan Sırbistan (5), Hırvatistan (2), Bosna-Hersek (1), Slovenya (6), Makedonya (3), Karadağ(4) ve Sırbistan’a bağlı olan 2 otonom bölge olan Kosova (5a), Voyvodina (5b) başkanlarının oyları ile alınıyordu.

Sloban Miloseviç 1989 yılında Sırbistan Devlet Başkanı seçildi ve Sırbistan’ın Kosova ve Voyvodina gibi otonom bölgeler üzerindeki kontrolünü artıran bir anayasa değişikliği meciliste kabul edildi. Karadağ bölgesinin de desteği ile Miloseviç karar mekanizmasında önemli bir üstünlük sağladı. Bu durum, federe devletlerde 1980’li yıllardan beri başlayan milliyetçi ve ayrılıkçı akımların da etkisiyle, ülke genelinde huzursuzluklara ve Federal devletten ayrılma taleplerinin gündeme gelmesine sebep oldu. Hırvatistan ve Slovenya 1991 yılında Yugoslavya’dan ayrıldıklarını ilan ettiler.

Bu tarihten sonra, Hırvatistan Devlet Başkanı Tujman ile Miloseviç, Bosna-Hersek’in nasıl bölüneceği konusunda pazarlıklara başladılar. Hırvatlar, ülkede Hırvatların yaşadığı yerleri, Sırplar da Sırpların yoğun olarak yaşadıkları yerleri kendi ülkelerine dahil etmek istiyorlardı. Tujman ve Miloseviç arasında imzalanan Karaderdova anlaşmasıyla bu istekler karşılıklı olarak kabul edildi. Müteakiben, Bosna Hırvatları Bosna-Hersek Hırvat Cumhuriyetini, Bosnalı Sırplar ise Bosna-Hersek Sırp Cumhuriyetini kurduklarını ilan ettiler ve istedikleri bölgeleri ele geçirmek için Boşnak Müslümalara karşı saldırılara başladılar.

BMGK, 1991 yılında Bosna-Hersek’teki tüm tarafları içine alacak bir silah ambargosu kararı yayınladı. Bu ambargo, en çok Boşnakları etkiledi, çünkü Sırplar eski Yugoslav ordusunun bölgedeki silah depolarının büyük çoğunluğunu ele geçirmişti. Hırvatlar ise, ihtiyaç duydukları silahları deniz yoluyla gizlice getirebiliyorlardı.

Bosna-Hersek parlementosu bağımsızlık için 1992 Mart ayında referanduma gidilmesini kararlaştırdı. Bosnalı Sırpların boykot ettiği referandumda katılanların tamamına yakını bağımızlık yönünde oy kullandı ve parlemento Mayıs ayında Bosna-Hersek devletinin bağımsızlığını ilan etti. Ülkede muhtemel bir iç savaşı önlemek için taraflar arasında, ülkedeki tüm yapının etnik gruplar arasındaki dengelere göre paylaşılmasını ön gören Lizbon  Anlaşması imzalandı ve bu anlaşma gereğince yapılan Kasım 1990 seçimlerinde her etnik grubu temsil eden birer parti meclise girdi. Anlaşmaya göre Devlet Başkanı Boşnak, Parlemento Başkanı Sırp, Başbakan ise Hırvat olacaktı ve temsilci olarak Boşnaklar arasından İzzet Begoviç, Sırplardan Radovan Karadziç, Hırvatlardan ise Mate Boban seçildi.

Bağımsızlık ilanından hemen sonra, Yugoslav Ordusu Bosna-Hersek’ten çekildi. Ancak, silahlarının, askerlerinin ve generallerinin büyük çoğunluğunu Bosna Sırp Cumhuriyeti ordusuna devretti. Hırvatlar, savaşçı gruplarını Bosna Hırvat Ordusu, Boşnaklar da, Bosna-Hersek Cumhuriyet Ordusu çatısı altında topladı.

Düzenli askeri birliklerin yanısıra, bir çok paramiliter grubun da çatışmalarda yer aldığı bilinmektedir.  Bunların arasında; Sırpların Beyaz Kartallar, Kaplanlar, Sırp Gönüllü Muhafızları, Boşnakların Vatanseverler Ligi ve Yeşil Bereliler, Hırvatların Hırvat Savunma Kuvvetleri gibi yerel grupların yanı sıra, Sırp ve Hırvat gizli polisi de çatışmalarda yer aldı. Yerel grupların yanı sıra, Rusya’dan Hıristiyan Slavlar, Yunanistan’dan Yunan Gönüllü Muhafızları gibi örgütlerin Sırplar için, Almanya ve Avusturya’dan Neo-Nazi gönüllülerinin Hırvatlar için, İran Devrim Muhafızlarının Boşnaklar için bölgedeki çatışmalarda yer aldıkları iddia edilmektedir.

Bosna Savaşının başlarında, Sırp kuvvetleri, Sırp köylülerinin de desteği ile Bosna’nın doğusundaki Srebrenica çevresindeki Boşnak kasabalarına ve köylerine saldırdılar. Sırplar, Boşnak yerleşim yerlerinde hakimiyeti ele geçirdikten sonra, bütün evlerde ayrıntılı aramalar yaparak veya evleri yakarak tüm sivilleri topladılar, esir aldılar, dövdüler ve bir kısmını öldürdüler. Erkekler ve kadınlar ayrı ayrı kamplara kapatıldılar. Erkeklerin çoğu öldürüldü ve kadınlar sistematik olarak tecavüze uğradılar.

Boşnak kuvvetleri, 1992 Mayısında bölgenin kontrolünü ele geçirdiler ancak, Srebrenica şehri ve çevresindeki bölge, Sırp bölgesinin ortasında korunmasız olarak kaldı. Sırplar, sürekli olarak topçu ve sniper ateşleriyle Boşnak Müslümanların yaşadığı alanlara saldırılarını sürdürdüler.  Nisan 1993’de, BMGK Srebrenica’yı güvenli bölge olarak ilan etti ve bölgeye yönelik her türlü silahlı saldırıyı yasakladı. Ancak, bu karar hiç bir şekilde uygulanamadı ve bölge 1995 yılına kadar Sırplar tarafından tecrit edildi ve Boşnaklar arasında açlıktan ölümler yaşandı

Sırplar, Bosna-Hersek’in başkenti olan Saraybosna’yı 44 ay boyunca kuşatma altına aldılar ve bu süre içerisinde sürekli olarak şehre hakim tepelerden sivil halkın üzerine ateş açtılar. Sırpların hedefi, taleplerini savaşa rağmen faaliyetine devam eden Bosna hükümetine zorla kabul ettirmekti.

Haziran 1992’de BM Koruma Gücü UNPROFOR, Saraybosna havalimanını korumak için şehirde konuşlandırıldı. Eylül ayında BM Gücünün görev alanı, Bosna-Hersek’teki insani yardım operasyonlarının güvenliğini sağlamak ve Kızıl Haç’ın talebi halinde mültecileri korumak için tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletildi.

Başlangıçta Sırp Kuvvetlerine karşı, Bosna Hırvatlarının yaşadığı bölgeleri savunmayı amaçlayan Hırvat Savunma Konseyi birlikleri, bir süre sonra dikkatini Boşnak güçlerinin elinde bulunan bölgeleri ele geçirmeye topladı. Hırvatistan Ordusundan silah desteği alan Bosnalı Hırvat savaşçılar, ülkenin merkezinde Boşnakların toplu olarak yaşadığı bölgelerde Boşnak sivillere saldırmaya ve etnik temizlik operasyonlarına başladı.  

 

Bir çok yerleşim yeri Hırvat topçusu tarafından ateş altına alındı. Hırvatlar, 7 ay boyunca kuşatma altında tuttukları Lasva Vadisinde yaşayan sivilleri yok etmek için yerleşim yerlerini tank, top ve sniper silahlarıyla ateş altına aldı. Bu bölgede yaşayan sivillere yönelik olarak toplu öldürmeler ve tecavüzler icra edildi, 3 aylık bebeklerden 81 yaşındaki yaşlılara kadar 2000’den fazla Boşnak Müslüman hayatını kaybetti.

 

Aynı zamanda Sırp birlikleri de diğer bölgelerde Boşnak halkını yaşadıkları yerlerden zorla çıkarmaya ve cinayetler işlemeye devam ediyordu.  Bazı bölgelerde ise, Boşnaklar ve Hırvatlar işbirliği yaparak Sırplara karşı savaşıyorlardı.

 Mostar şehri de, Hırvat güçleri tarafından 9 ay boyunca kuşatma altında alındı ve şehir, yoğun bombardımana tutuldu. Şehrin sembolü olan Osmanlı Mirası Mostar köprüsü Hırvat topçusu tarafından imha edildi.  Binlerce Müslüman Boşnak’ın bu saldırılarda öldüğü ve yaralandığı bilinmektedir.  Mostar Kuşatması, Boşnak ordusunun karşı taarruzu ile sona erdi ve Hırvatların eline geçen bölgeler geri alındı

 

1993 Nisan ayında, BMGK, Bosna-Hersek hava sahasını uçuşa yasak bölge olarak ilan etti ve NATO’ya bağlı hava kuvvetleri Bosna semalarında denetim uçuşlarına başladı.  Nato jetleri, 1994 yılında aktif olarak çatışmaların içinde yer almaya başladılar ve uçuş yasağını ihlal eden 4 Sırp uçağını düşürdüler.

Hırvat-Boşnak savaşı 1994 yılında önce Zagrep’te ateşkes anlaşması, daha sonra Washington’da barış anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, Hırvat-Boşnak savaşını sona erdirdi ve bu iki grubun elindeki topraklar 10 otonom kanton’a bölünerek Bosna-Hersek Federasyonu haline getirildi. 

Temmuz 1995’de Radko Miladiç komutasındaki Sırp güçleri sabaha doğru Srebrenica kentini tank ve top ateşiyle bombardıman etmeye başladılar. Sırplar bölgeye 12 bin asker, 30 tank ve top ile Sam füzeleri sevk etmişlerdi.  Sırp güçlerin bombardımanı ağırlaştırmaları sonucu, Sırpların önünden binlerce sığınmacı, güneydeki kamplardan şehrin iç bölgelerine akın etmeye başladı.

Srebrenica, BM komutasındaki 400 Hollandalı asker tarafından korunuyordu. Ancak, bu askerler Sırpların katliamını engellemek bir yana, Sırplar tarafından ya esir alındı, ya da katliama seyirci kaldılar. NATO tarafından takviye olarak gönderilen uçaklar da Sırpları durduramadı ve Sırpların tüm Hollandalı askerleri öldürme tehdidi karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar. 

 

Sırplar, 12 ile 77 yaş arası bütün erkekleri “savaş suçlusu sanıkları sorguya çekmek” bahanesiyle ayırmaya başladı. Sonraki 30 saat içerisinde 23.000 dolayında kadın ve çocuk bölgeden tahliye edildi. Ayrılan yüzlerce erkek ise kamyonlara ve depolara doldurulmaya başladı

Kadın, çocuk ve yetişkin erkekten oluşan 15.000 civarında Müslüman Bosnalı grup Susnjari’de toplanarak Tuzla’ya ulaşabilmek için ormanlık bölgeye daldılar. Gece boyu Srebrenica’dan dağlar üzerinden kaçmaya çalışırken Sırplar tarafından bombardımana tutuldular. Çoğu bu ölüm yürüyüşünde ya Arkan’ın köpeklerine, ya Sırp tuzaklarına yada açlık ve susuzluğa kurban gittiler. Kaçanları yakalamak için hileli yöntemler kullanan Sırplar, kimyasal silah kullanmaktan geri durmadılar. Yola çıkanlardan pek azı bu çileli yolculuk sonunda Tuzla’ya salimen ulaşabildi.

Felaket yalnızca bununla kalmadı. Şehrin düşmesinden sonra yaklaşık 25.000 kişi büyük bir korku içinde Srebrenica yakınlarındaki Potoçari köyündeki BM Hollanda askeri kampına doğru kaçmaya başladılar. Bunlardan 6.000 kadarı kampa girmeyi başarırken geri kalanı ya kampın çevresinde toplandılar veya dağlara kaçtılar.

Potoçari kampında ve çevresinde toplanan binlerce Boşnak korku içerisinde bekleşiyordu. Hollandalıların Srebrenica’yı hiç bir zorluk çıkarmadan teslim ettiğini gören Mladiç, Hollandalı komutandan kampın içindeki ve etrafındaki Boşnakların bir an önce kendisine teslim edilmesini isteyerek, aksi takdirde kampı bombalayacağı blöfünü yapıyordu. Mladiç, adil bir yargılamadan sonra savaş suçu işlemeyen erkeklerin serbest bırakılacağını, kadınlarla çocukları sağ salim Tuzla’ya ulaştıracaklarını söyledi. Sonunda Hollandalılar, mültecileri, kampı büyük bir kuşatma altında tutan Sırplara teslim etmeye karar verdi. Buna karşılık Sırplar Nova Kasaba üssünde tutulan 14 Hollandalı askeri serbest bıraktılar.

Bundan sonra kampta bulunan tüm Boşnaklar, Hollandalı BM askerleri tarafından silah zoruyla dışarı çıkmaya zorlandılar. Bu insanlara hiçbir şey yapmayacağını söyleyen Sırplar 11 Temmuz 1995 ile 17 Temmuz 1995 tarihleri arasında, kadınları ve çocukları ayırdederek yaklaşık 8 binden fazla genç ve yetişkin erkeği katlettiler.

 

Potoçari kampından zorla dışarı çıkarılıp Sırplara teslim edilen Srebrenicalı erkekler ya derhal kampın yakınlarında öldürülüyorlar ya da Bratunaç, Nova Kasaba gibi en yakın yerleşim yerlerine götürüp orada katlediliyorlardı. Sırplar öldürülmeyi bekleyen insanlara namluların gölgesinde önce çukur kazdırıyorlar, sonra kazdırdıkları çukura topluca öldürdükleri insanları bazen de diri diri bu insanları doldururarak gömüyorlardı. Yaptıkları katliam daha sonra ortaya çıkmasın diye cesetleri tanınmaz hale getiriyorlar, ayakkabılarını ve diğer giysilerini topluyorlardı. İşledikleri cinayetlere ortak etmek için kamyon ve otobüs şoförlerini de kurbanların üzerine ateş etmeye zorluyorlardı. Çukurlara doldurdukları cesetlerin üzerinde dolaşarak hâlâ canlı kalan olup olmadığını kontrol ediyorlar, bazen cesetlere bile defalarca hınçla ateş ediyorlardı.

Böylece Bosna savaşının belki de en hunhar katliamları, bu insanların güvenliklerini sağlamakla yükümlü BM yetkililerinin gözleri önünde ve onların desteği ve onayı ile gerçekleştiriliyordu. Daha sonraki yıllarda Hollandalı subayların, katliam devam ederken Sırp generallerle birlikte yemek yediklerinin, içki kadehi tokuşturduklarının ve sohbet ettiklerinin görüntülendiği kasetlerin basına yansıması olayın danışıklı dövüş olduğu şüphesini doğuruyordu. Hollandalılar, mültecileri Sırplara teslim etmekle yetinmemiş, onlara her türlü yardımı yapmış, hatta Sırp askeri araçlarına yakıt bile sağlamışlardı.

Bunun yanında, Boşnakların Markale ve Tuzla bölgelerinde Sırplar tarafından sivil halka yönelik saldırılara devam edildi.

Markale’de Dünya kamuoyunu dehşete düşüren iki saldırının birincisi 5 Şubat1994 günü, Sırp birliklerinin pazar alanındaki kalabalığa havan toplarıyla saldırması sonucu olmuştur. Kalabalığın ortasına düşen 120 mm’lik havan mermisi 68 kişiyi öldürmüş, yaklaşık 150 kişiyi de yaralamıştır.   Markale’ye yapılan ikinci ve son saldırı ise 28 Ağustos 1995 tarihinde yine pazar alanındaki masum ve silahsız Boşnaklara havan saldırısı şeklinde olmuştur. Bu sefer 37 kişi ölmüş ve 90 kişi yaralanmıştır.

NATO hava kuvvetleri, Sırpların ikinci Markale katliamından sonra 30 Ağustos tarihinde, Sırp hedeflerine yönelik büyük bir saldırı başlattı ve Sırpların tüm altyapısı imha edildi. Bosna Sırp askeri birliklerine yönelik NATO bombardımanı için gerekçe olarak Markale’deki silahsız Boşnaklara karşı saldırı ve Srebrenitza katliamı gösterildi.

1995 yazında, Hırvat birlikleri taarruza geçerek, Sırpların elindeki Krajina bölgesini ele geçirdi. Batı Bosna’da Sırpların toprak kaybetmesi, Bosnalı Sırpların başkenti olan Banya Luka’nın Hırvat ve Boşnak kuvvetlerinin direk tehdidi altına girdi.

Hırvat, Boşnak ve NATO saldırıları karşısında uzun süre dayanamayan Sırp birlikleri, Ekim ayında teslim olmak zorunda kaldı.Uluslararası kamuoyunun da baskısı ile her üç toplumun liderleri Miloseviç, Tujman, İzzetbeoviç barış masasına oturdular ve 21 Kasım 1995 yılında Dayton Barış Anlaşmasını imzaladılar.

Savaşta ölen insan sayısı, kayıtlara göre 97207 asker ve sivil olup, akibeti tespit edilemeyenlerle beraber bu sayının 100-110 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Kayıtlı ölümlerin %66’sının Boşnak, %25’inin Sırp, %8’inin ise Hırvat, kalanların ise Arnavut ve Roman olduğu tespit edilmiştir. Sivil ölümlerin ise %83’i Boşnak, %10’u Sırp, %5’i Hırvattır.

CIA tarafından hazırlanan bir rapora göre, Bosna Savaşındaki savaş suçlarının %90’ı Sırplar tarafından Boşnaklara karşı işlendiği bilinmektedir. Sırpların Boşnaklara karşı uyguladığı saldırıların ve savaş suçlarının, Boşnaklara yönelik bir etnik temizlik harekatı olduğu  kabul edilmektedir.

Bu yazı Devlet Terörü, Din Kaynaklı Çatışmalar, Etnik Çatışmalar, Etnik Temizlik, İç Savaşlar ve Çatışmalar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bosna Savaşı için 5 cevap

  1. Ertuğrul Yazar dedi ki:

    İnsanlık ayıbının hat safhaya ulaştığı, savaş olmaması ya da çıktığında ölümler gerçekleşmeden bunu durdurmayı amaçlayan Uluslararası kuruluşların sessiz ve seyirci kaldığı bir insanlık dramı, Tarihin en acı utanç tablolarından birisi…

  2. özgür dedi ki:

    Sayfanız çok güzel insanları bilgilendirmek açısından ellerinize sağlık. Çok da güzel bir anlatım olmuş.

  3. rifat özufacık dedi ki:

    bu savaş yaşandıgında 16 yaşında idim elimden gelen sadece dua etmekti o yıllarda yılbaşı vs gibi kutlamalarda gaziantepte ulu camide büyük bir cemaat taplanıp bosnadaki kardeşlerimize dualar ediyorduk hatta ülkü ocaklarında 18 yaşından gün almışlar bosnaya gitmek için kendilerini ğönüllü yazdırıp ölüme gidiyorlardı tarihte dahada geçmişte sayısız canlar alınmış biz bugün ne yapabiliriz bosna için insanlık için onun hesabında olmalıyız

  4. çiğdem dedi ki:

    çok sağ olun. Bu konuda araştırma yapıyorum. çok işime yaradı paylaştığınız bilgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s