Asimetrik Savaşta Dış Destek

Soğuk Savaş sırasındaki çatışmalarda, bazı ülkelerin çatışan taraflara destek sağlaması, yaygın bir dış politika uygulaması olarak kabul edilmekteydi. Örnek olarak; ABD’nin, komünizmle mücadele politikasının bir sonucu olarak, Nikaragua’daki yönetime karşı savaşan Kontra Gerillaları, SSCB’ye karşı direnen Afgan  Mücahitleri ve  Tibet’teki Budist savaşçıları desteklediği bilinmektedir.  SSCB ve Çin ise benzer bir şekilde siyasi nüfuzlarını artırmak için, Angola, Yunanistan, Vietnam, Güney Afrika ve diğer bölgelerdeki komünist gerillaları destekliyorlardı. Bu süper güçlerin yanısıra, bölgesel üstünlük mücadelesinde olan, Güney Afrika, Pakistan, Sudan ve Etiyopya gibi ülkeler de, kendi ulusal çıkarlarına hizmet edecek şekilde çeşitli silahlı gruplara destek sağlıyorlardı. 

Soğuk Savaşın sona ermesi bu durumu değiştirmedi ve SSCB’nin varisi Rusya, eski SSCB ülkelerindeki muhaliflerin yönetimi ele geçirmeleri veya kendi otonom bölgelerinde güç kazanmaları için bunlara destek sağlamaya devam etti. Afrika’da, Rwanda ve Uganda yönetimleri, Zaire’de Mobutu rejimini yıkmaya çalışan gerillaları desteklediler. Kongo’nun hemen hemen tüm komşuları, Kongo’da savaşan bir veya bir kaç gerilla grubunu desteklediler. ABD, soğuk savaş sonrasında artık herhangi bir anti-komünist grubu desteklememesine rağmen,  Irak’taki Baas rejimi karşıtı grupları, Bosna Savaşındaki Müslüman Boşnakları, Kosova Kurtuluş Ordusunu, İran rejim muhaliflerini, Sudan’daki İç Savaş sırasında Hıristiyan ve animist savaşçıları milli çıkarlarına uygun olarak desteklediği bilinmektedir. 

Çatışan taraflara sağlanan desteğin arkasında sadece, bu çatışmaların sonucundan çeşitli sebeplerle  menfaat sağlamaya çalışan veya çatışmanın kendi menfaatine uygun şekilde sonuçlanmasını isteyen ülkeler değil,  çatışan taraflara herhangi bir nedenle kendisini yakın hisseden aktörler de yer almaktadır. Bu aktörlerden en yaygın görülenleri, çatışma nedeniyle mülteci konumuna düşenler, diasforalar ve  çeşitli yardım kuruluşlarıdır.

Çatışan taraflara sağlanan dış destek türlerinden ise en verimli olan ve çatışmanın gidişatını büyük oranda etkileyen kaynakların en önemlisi ise, başka bir devlet tarafından sağlanan destektir. Dış devlet desteği,  asimetrik savaşın zayıf tarafına,  askeri gücü geliştirmek, uluslararası platformlarda siyasi güç sağlamak, eleman temininde yardım  gibi çatışmanın kaderini etkileyecek derecede hayatî  önemi olan imkanlar sağlamaktadır.  Bu hususa dair en belirgin örnekler ise,  kalıcı başarılar sağlayan veya uzun yıllardan beri varlığını sürdürmeyi başaran, Afrika Ulusal Kongresi, Lübnan Hizbullah’ı, Tacikler, Abhazlar, Filistin Kurtuluş Örgütü, Nikaragua direnişçileri ve Taliban olarak sıralanabilir. 

Bunun yanında, Filistinli, İrlandalı, Tamilli savaşçıların kendi diasforalarından aldıkları, miktarı ve kapsamı tam olarak bilinmeyen yardımların, bu grupların mücadelelerinde kilit rol oynadığı da bilinmektedir.  Çatışmalardan zarar gören mültecilerin ise militan, para, güvenli bölgeler sağlamak gibi, çatışan taraflara  çok önemli imkanlar sağladığı görülmektedir. Örnek olarak; Afgan mülteciler Taliban’a,  Filistinli  mülteciler Hizbullah’a,  Liberyalılar,  Liberya Ulusal Yurtseverler Cephesine, Rwandalılar  Rwanda Yurtseverler Cephesine, özellikle sınıra yakın bölgelerde destek vererek örgütlerin sınır ötesinden başlattıkları eylemlerini kolaylaştırmaktadırlar.

Kaynağı ne olursa olsun, asimetrik savaşın zayıf tarafına sağlanan dış destek, çatışmaların daha şiddetli, daha uzun süreli ve  daha ölümcül olmasına yol açmakta, hatta bazen küçük çaplı bir direnişin çok daha geniş alanlara yayılmasına sebep olmaktadır.

Devlet Desteği

Silahlı örgütlere sağlanan devlet desteğinin, örgütlerin askerî güçlerini ve siyasi etkilerini artırmalarını sağladıkları tartışmasız kabul edilmektedir. Hiç bir silahlı örgütün sahip olduğu dış destekle, muharebe meydanlarında kesin bir askerî zafer elde etmesi söz konusu olmamasına rağmen,  örgütlerin hızlı, kolay ve küçük çaplı başarılar elde etmesi mümkündür. Hatta bu başarılar, silahlı mücadelenin uzmasına neden olmakta ve çatışmalara siyasi çözüm bulunma şansını artırmaktadır.

Destekleyen devletle, silahlı grup arasındaki coğrafi mesafe, örgüte sağlanan desteğin etkisini sınırlı bir seviyede kalmasına neden olmaktadır. En etkili dış devlet desteği, silahlı çatışmanın cereyan ettiği ülkeye sınırı olan ülkelerden sağlanabilmektedir.  Örnek olarak; Libya’nın, Endonezya’daki Grekan Aceh Merdeka örgütünü maddi açıdan desteklemesi, örgütün eylemlerinde önemli bir etki sağlayamamıştır.  Diğer taraftan Hindistan’ın 1987 yılına kadar denizden komşusu olan Sri Lanka’daki Tamil Gerillalarını (LTTE) desteklemesi, LTTE’nin ada’da etkili bir duruma gelmesinde hayatî  bir rol oynamıştır.

Örgütlere sağlanan desteğin zamanlaması da önemlidir. Çatışmaların yeni başladığı dönemde, silahlı örgütlerin ihtiyaç duyduğu dış desteğin önemi, çatışmaların ileri safhalarındakinden çok daha fazladır. Gücü ne olursa olsun, her ülke henüz başlayan bir ayaklanma veya terör dalgasını kolaylıkla bastırabilecek imkanlara sahiptir. Henüz sağlam bir yapılanması ve yeterli halk desteği olmayan bir örgütün mücadelesini sürdürebilmesi için daha başlangıçta bir dış destek bulması gerekmektedir.

Destekleyen ülkenin maddi gücü de örgütlerin ne derecede destek alabilecekleri üzerinde etkilidir. SSCB işgaline karşı direnen Afgan Mücahitleri, ABD’den milyar dolarla ifade edilen para ve silah yardımı alabilmişler, hatta bir çok ülkenin Silahlı Kuvvetlerinin gıpta ile baktıkları Stinger hava savunma füzeleri, ABD tarafından kendilerine teslim edilmiştir. Bu füzelerle, SSCB’nin Afganistan’daki hava üstünlüğü sona ermiş ve Rusların ülkeden geri çekilmesi ile sonuçlanan gelişmeleri tetiklemiştir.  Soğuk savaş sırasında ABD ve SSCB gibi, silahlı örgütler için yüksek bütçeler ayıran ülkelerin soğuk savaş sonrasında aynı bütçeleri bulmaları  imkansızlaşmış, Pakistan gibi yeni aktörler sahneye çıkmıştır. 

Devletler, silahlı örgütlere neden destek verir?

Devletlerin, diğer ülkelerde faaliyet gösteren silahlı örgütlere öncelikle jeo-politik çıkarlar uğruna destek verdikleri, dinî faktörlerin, etnik yakınlıkların veya ideolojik nedenlerin ikincil derecede rol oynadığı görülmektedir. Ancak, bu ikincil faktörler aynı zamanda, devletlerin dış ve iç kamuoyuna silahlı örgütlere neden destek verdiklerini açıklamak için kullandıkları bahanelerdir.

Rusya, eski SSCB ülkelerindeki nüfuzunu artırmak için, muhalif grupları ve silahlı örgütleri desteklemeyi sürdürmektedir. Bu şekilde, Gürcistan, Moldova ve Tacikistan’da yönetimlerin alacakları kararlarda Rusya’nın çıkarlarını da dikkate almalarını sağlamayı başarmıştır. Pakistan da, Afganistan, Keşmir ve Bangladeş’te konuşlu silahlı örgütleri destekleyerek, komşusu ve ezeli düşmanı Hindistan üzerinde bir baskı unsuru oluşturmayı hedeflemektedir.

İran ve Irak yönetimleri de aralarındaki sorunların çözümünde koz olarak kullanmak üzere birbirleri aleyhine faaliyet gösteren örgütleri desteklemektedir. İran, Irak’taki Şii örgüt olan Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyine, Irak ise, İran rejim muhaliflerine yardım etmektedir. Her iki ülke arasındaki sorunlar yatıştığında örgütlerin eylem yoğunluğu azalmakta, anlaşmazlıklar canlandığında ise eylemler tekrar canlanmaktadır. 

Bir çok ülke için silahlı örgütlere destek sağlayarak rakip ülkelerde kargaşa çıkarmak, uluslararası tepkiler nedeniyle göze alamadıkları bir savaşın başka vasıtalarla sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Bu durum en bekirgin bir şekilde on yıllardan beri Pakistan ve Hindistan arasında süre gelmektedir. Ayrıca, Afganistan’a komşu ülkelerin, Taliban’a muhalif grupları destekleyerek, Taliban’la yapamadıkları açık savaşı örtülü olarak sürdükleri bilinmektedir. 

Rakip ülkeye zarar vermek için muhalif silahlı örgütlerin desteklenmesi, hedef ülkede önemli etkiler yapabilmektedir. Hedef ülkeler en azından, sosyal ve ekonomik gelişmeye ayıracakları finansal kaynakları, iç istikrarın korunmasına ayırmaktadırlar. Örnek olarak; Hindistan, Jammu-Kaşmir’de faaliyet gösteren toplam 3500 kişilik militan grupları kontrol altına alabilmek için, bir kaç yüz bin kişilik bir silahlı kuvveti bölgede bulundurmaktadır. 

Dış destek sağlayan ülkelerin, diğer ülkede istediği bir rejim değişikliğini silahlı örgütleri destekleyerek gerçekleştirmeye çalıştıkları da görülmektedir. Örnek olarak, Pakistan Afganistan’daki Rabbani hükümetini devirmek için Taliban’ı desteklediği ve hatta bizzat yönettiği, ABD’nin Irak’taki Saddam yönetimini devirmek için 1990’lı yıllarda  rejim muhaliflerini desteklediği, hatta 2000 kadar Iraklıyı yeni yönetimde rol almak üzere kendi ülkesine götürerek eğittiği, muhalif grupları bir çatı altında örgütlemeye çalıştığı, Ahmet Çelebi isimli bir şahsı ülkeye “lider” olarak ithal ettiğine tüm dünya kamuoyu şahit olmuştur.

Kendi ülkesinde, başka bir ülkenin desteklediği silahlı gruplarla mücadele etmek zorunda kalan ülkelerin de aynı silahla karşı koymaıs kaçınılmazdır. Kongo’daki silahlı örgütleri destekleyen ülkeler, daha önce Kongo’nun desteklediği silahlı örgütlerden zarar gören ülkelerdir. Sudan’da da durum aynıdır ve Hartum hükümeti geçmişte bir çok örgüte sağladığı desteğin acısını çekmektedir. Bu nedenle, kendi ülkesinde kışkırtılmaya uygun poyansiyel sorunları olan ülkeler, mecbur kalmadıkça bu yönteme başvurmaktan kaçınmaktadır.

Bazı ülkeler, kendi topraklarındaki bazı silahlı örgütleri yine kendi ülkelerindeki daha tehlikeli olarak kabul ettikleri silahlı örgütlere karşı desteklemektedirler. Örnek olarak; İran, rejim muhaliflerine karşı Iraklı Kürt örgütleri, Rwanda, Tutsilere karşı Interahamwe’yi, Sudan, Darfur’daki yerel güçlere karşı Janjaweed’i kullanmışlardır.

Belirli bir coğrafi bölgede veya din veya etnik köken merkezli uluslararası kamuoyunda prestij edinmek için de bazı ülkelerin silahlı örgütleri desteklediği veya bu desteği sağlayan kişilere ve diğer örgütlere göz yumdukları görülmektedir. İran, Lübnan’daki Hizbullah’ı ve Gazze’deki Hamas’ı, başta Libya olmak üzere bazı Arap ülkelerinin de diğer Filistinli grupları destekleyerek, İslam dünyasında liderlik hesapları yaptıkları bilinmektedir. Suudi Arabistan, doğrudan olmasa da, vatandaşlarının islam davasına hizmet eden örgütlere yardım yapmalarına izin vererek radikal islamcı örgütlere dolaylı destek sağlamaktadır. 

Bazı ülkeler, komşu ülkelerde yaşayan akraba toplumları, yaşadıkları topraklarla beraber kendi ülkelerine katmak için, paralel ideallerle faaliyet gösteren silahlı örgütleri desteklemektedirler. Ermenistan, Dağlık Karabağ’ı ele geçirmek için Ermeni örgütlerini, Arnavutlar, Kosova Arnavutları adına faaliyet gösteren KÇK gerillalarına yardım etmişlerdir. Bosna Savaşında Sırbistan ve Hırvatistan, Bosna-Hersek’teki Sırp ve Hırvat bölgelerini kendi topraklarına katmak için her türlü desteği yerel militan gruplara sağlamışlardır. 

Diasfora, silahlı örgütlere neden ve nasıl destek verir?

Bunun en büyük nedeni, silahlı örgütlerle diasfora arasındaki akrabalık bağlarıdır. Diasfora terimi zaten anavatan ile bağların sürdürüldüğü bir ortamı ifade eder ve diasfora, anavatan’daki akrabalarının sürdürdüğü mücadeleye sempati beslerken, bir yandan da ülkesindeki kargaşadan, iç savaştan, silahlı çatışmalardan uzakta, güvenli yerlerde yaşıyor olmanın suçluluk duygusuna sahiptir. Bu duygular, diasfora’nın anavatan’daki silahlı örgütlere özellikle para yardımı yapmasının ve siyasi destek faaliyetlerine katılmasının altında yatan temel faktörlerdir.

Diasfora’nın yardımlarının en üst düzeyde gerçekleştiği dönemler, silahlı örgütlerin elde ettikleri sansasyonel başarıları takip eden dönemlerdir. Örgütlerin başarısız oldukları dönemler de, davanın artık kaybedildiğinin düşünülmesi nedeniyle bu yardımların en düşük seviyede gerçekleştiği dönemlerdir. Diğer bir ifadeyle, silahlı örgütlerin diasfora’dan aldıkları yardımın devamlılığını sağlamak için ihtiyaç duyacakları şey, geçici dahi olsa, zaferdir. 

Bazı durumlarda, diasfora’nın yardımları örgütün uyguladığı zor ve şiddet sayesinde olmaktadır. Çünkü, genellikle diasfora üyeleri bulundukları ülkelerde topluca yaşarlar ve hayatlarını devam ettirmek için birbirine bağımlı hale gelmiştir. Bu özellik onların kolayca etki altına alınabilmesine imkân sağlar.  LTTE’nin, Tamil diasfora’sını politik söylemlerle etki altına aldığı ve gönüllü bağış yapılmasını sağladığı bilinmektedir. Ancak, gönüllü olmayanların Sri Lanka’da LTTE kontrolündeki bölgelerde yaşayan akrabalarının tehdit edildiği ve bağış yapmaya bu şekilde “ikna” edildiği de bilinmektedir.

Diasfora’nın silahlı örgütlere sağladığı destek sadece para yardımı ile sınırlı değildir. Bulundukları ülkelerde, örgütün siyasi temsilciliklerini açarlar ve işletirler, kurdukları lobilerle meclisten kararlar çıkartabilirler, dar seçim bölgelerinde çoğunluk sağlayarak meclis’e parlementer sokabilirler ve bunlar aracılığıyla bulundukları ülkenin politikalarını etkileyebilirler. Yasal çerçevedeki bu destek faaliyetlerinin yanısıra, anavatan’da mücadele ettikleri rakip tarafa ait, bulundukları ülkedeki muhtemel hedefler hakkında istihbarat çalışmalarını yürütebilirler, hasta ve yaralıların tedavilerini gerçekleştirebilirler, örgütün sağladığı sermaye ile işyerleri çalıştırabilirler, insan ticareti, uyuşturucu kaçakçılığı gibi gelir getirici illegal işleri yürütebilirler, örgütün ihtiyaç duyduğu silah, mühimmat ve teçhizatın tedariğini yapabilirler.

Mültecilerin sağladığı desteğin nedenleri ve nasılları?

Mülteciler ve çatışmalar birbirlerine sebep teşkil eden kısır döngüsel olaylardır. Çatışmalardan kaçan halk, mülteci durumuna düşer, mülteciler çatışmaların insan kaynağı haline gelir, daha da şiddetlenen çatışmalar daha çok kişiyi mülteci konumuna düşürür. SSCB’nin Afganistan’ı işgali sırasında oluşan mülteci kampları, Afgan direnişinin beslendiği üsler haline gelmiştir. Halen, Afganistan’daki çatışmaları devan ettiren Taliban’ın doğum yeri, mülteci kamplarındaki islami eğitim veren medreselerdir. Filistinli mültecilerin, FKÖ’nün ana insan kaynağını oluşturduğu bilinmektedir. Rwanda’daki Tutsiler, RYC’ni Uganda’daki mülteci kamplarında kurmuşlar ve Rwanda içlerine yönelik saldırılarını bu kamplardan başlatmışlardır.

Mülteciler, normal olarak rakip tarafın şiddetine doğrudan şahit olan ve bundan zarar gören kişilerdir ve intikam almak duygusu çok baskındır, mevcut sorunların barışçı yollardan çözüleceğine dair hiç bir inanç taşımazlar. Mültecilerin, çatışmaları desteklemelerinin ve aktif olarak yer almalarının temel sebebi, kaybettikleri toprakları ve egemenlik haklarını geri kazanmak istemeleridir. Mülteci kamplarındaki zor hayat koşulları ve güvensizlik ortamı, mültecilerin radikalleşmesine ve savaşçı nitelikler kazanarak, kendilerini temsil ettiklerine inandıkları silahlı örgütlerin en büyük destekçisi haline gelmelerine neden olmaktadır. Bu ortamda, silahlı örgütlerin de en kolay kontrol altına alabildikleri ve rahatça hareket edebildikleri yerler mülteci kampları olmaktadır.

Mültecilerin silahlı örgütlere para, silah ve malzeme yardımı yapmaları mümkün değildir. Buna karşılık mülteci kampları, silahlı örgütler için en sağlam insan kaynağını oluştururlar. Örnek olarak, Kosova’da 1999 yılındaki mülteci akımlarında KÇK, Hindistan’daki Tamil kamplarında LTTE Tamiller, Lübnan’daki mülteci kamplarında  Filistinli örgütler, Uganda’daki Tutsi kamplarında RYC, Pakistan’daki Afgan kamplarında Afgan silahlı grupları bol miktarda eleman temin edebilmişlerdir.

Mülteci kamplarını barındıran ülkelerin, mültecilerin davalarına sahip çıkmaları veya desteklemeleri halinde silahlı örgütler buralarda çok daha rahat hareket edebilmektedir. Hatta, ev sahibi ülkeler mülteci kamplarındaki bu faaliyetleri diğer ülke üzerindeki jeo-politik çıkarlarına alet olarak kullanmaktan çekinmemektedirler. Kongo, Rwanda, Tanzanya, Burundi, Uganda kendi ülkelerindeki mülteci kamplarını diğerlerine karşı silah olarak kullanmışlardır. Hindistan, Çin’le arasındaki sınır sorunlarının kendi lehine çözümünü sağlamak için Hindistan’daki Tibetli mültecilerin silah edinmelerine ve askeri eğitim almalarına izin vermiştir. Malezya, Endonezya ve Tayland tarafından, müslüman gerillaları benzer şekilde kendi aleylerine desteklediği gerekçesiyle suçlanmaktadır. 

Diğer dış destek kaynakları

Soğuk savaş sırasında süper güçlerin ve bir kaç diğer ülkenin tekelinde olan dış destek, sonraki dönemde yeni kaynaklar tarafından da silahı örgütlere sağlanmaya başlandı. Bu kaynaklar, silahlı örgütlere sınırlı ölçüde maddi destek sağlayan ancak çatışmaların sonucunu örgüt lehine etkileme gücü olmayan, diğer silahlı örgütler, dini liderler, zengin kişiler ve yardım kuruluşlarıdır.

Bir silahlı örgüt, başka bir örgütü; tecrübe aktarımı, eğitim yardımı veya militan görevlendirerek destekleyebilir. Örnek olarak, İran Devrim Muhafızları Lübnan Hizbullah’ına intihar saldırılarını öğretmiş, Hizbullah başarıyla uygulamış ve tecrübelerini Filistinli örgütlere aktarmıştır.  FKÖ, Lübnan iç savaşında bir çok örgütün militanına eğitim vermiş, hatta İsrail birlikleriyle aralarındaki çatışmalarda görev vererek tecrübe kazanmalarını sağlamıştır.  İran Devrim Muhafızlarının bir çok savaşçısı, Bosna’da,  El Kaide’den militanlar Çeçenistan’da ve Irak’ta, bir çok ülkeden militanlar, Afganistan’da, Bosna’da, Irak’ta savaşmak üzere kendi örgütleri tarafından destek amacıyla çatışma bölgelerine gönderilmiştir.

Dini liderler, çatışmalara ideoloji desteği veya dinî fetvalar vererek destek olurlar. İntihar’ın dinen yasak olduğu islam dinine mensup militanların intihar saldırılarında yer alması, müslümanların görüşlerine saygı duydukları din adamların verdikleri fetvalar ve işaretlerle mümkün olmuştur. Söz konusu din adamlarının eylemi icra eden örgütle hiç bir organik bağı olmamasına rağmen, bir örgütün davasına manevi olarak destek olması çok sık rastlanan bir olgudur.

Başka ülkelerde yaşayan zengin kişiler de, anavatanlarında faaliyet gösteren silahlı örgütlere maddi destek sağlayabilmektedirler. Örnek olarak, ABD’nin California eyaletinde taşayan Tamil asıllı bir doktorun LTTE’ye 4 milyon dolar yardım yaptığı bilinmektedir. Usama Bin Ladin’in de Afgan direnişine şahsi servetinden destek olduğu iddia edilmektedir.

Yardım kuruluşları, genelde farkında olmadan veya daha büyük bir kitleye yönelik operasyonlarında silahlı örgütlere destek olabilecek faaliyetlerde bulunabilmektedir. Bu kuruluşların kurduğu ve yönettiği mülteci kampları silahlı örgütlerin güvenli üsleri haline gelebilmekte, yardım malzemeleri örgütler tarafından istismar edilebilmekte veya doğrudan ele geçirilerek örgüt lehine kullanıldığı durumlarla karşılaşılmaktadır.

İnsan hakları örgütleri de, benzer  şekilde, bir ülkedeki insan hakları ihlallerine dikkat çekerken, baskıcı bir rejime karşı mücadele eden bir silahlı örgütün sesini dünyaya duyurmasına yardımcı olabilmektedir.

Dış Desteğin Örgütler Üzerindeki Etkisi

Örgütlerin destek aldıkları dış kaynaklar arasında hem devamlılık hem de hacim açısından en yüksek fayda sağlayacak olan, şüphesiz diğer bir devletten alacakları destektir. 

Silahlı örgütlerin dış kaynaklardan elde edecekleri yardımların kapsamı, örgütün kendi imkanları ile doğru orantılıdır. Örnek olarak, bulunduğu coğrafyada silah ve cephane bulamayan bir örgüt, bunları diğer devletten edinmeye çalışacaktır. Siyasi desteğe ihtiyacı olan bir örgüt, uluslararası siyasi ortamda söz sahibi olan bir devletin yardımına ihtiyaç duyacaktır.

Bir devletin, silahlı bir örgüte ücreti karşılığında silah satması, örgütün finansal kaynaklarına ev sahipliği yapması, militanlarının ülkede serbestçe dolaşmasına göz yumması, hatta örgüt hakkında legal bir terminoloji kullanması dahi bir destek olarak algılanmalıdır. 

Silahlı örgütlere destek veren ülkeler, uluslararası ortamda sahip oldukları gücün miktarına göre, verdikleri bu destekten zarar görebilmektedir. Örnek olarak, bazı silahlı grupları destekleyen ABD, Rusya ve Çin gibi ülkeler, kendi politikalarına uygun olmayan silahlı örgütlere destek veren daha güçsüz ülkelere karşı yaptırım uygulanmasını sağlayabilmektedirler. Yaptırımların hedeflerini belirlemek için de, terör örgütleri listeleri yayımlamakta ve bu örgütlerin tüm destek kaynaklarını kesmeyi başarabilmektedirler.

Diğer taraftan, zayıf tarafın aldığı bu desteğin hedefe ulaşmalarına yetmediği, hatta bu grupların destek aldıkları ülkenin güdümüne girerek, uğruna savaştıkları özgürlüklerini kaybettikleri de bir gerçektir.

Reklamlar
Bu yazı Asimetrik Savaş Nedir? içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s