Alman işgaline karşı Sovyetlerin Partizan Birlikleri (1941-1944)

İkinci Dünya Savaşında, Alman Ordularının Sovyetler Birliğini işgali sırasında, Kızıl Orduya destek veren ve Partizanlar olarak isimlendirilen direniş güçleri, gerilla kuvvetlerinin düzenli orduyla müşterek harekâtına dair en belirgin örneklerden birisidir.

Partizanların, cephe gerisindeki operasyonlarına karşı Almanlar, yaklaşık 100 bin kişilik bir kuvveti geri bölge emniyetine tahsis etmek zorunda kaldılar ki, bu kuvvetin cephedeki klasik muharebelere katılabilmiş olması halinde savaşın gidişatı bambaşka olabilirdi.

Sovyetler, 1941 yılındaki Alman işgali başlamadan önce Partizan teşkilatının çekirdeğini oluşturmuşlardı ve Almanların taarruzu başladığında, işgal edilen ve yakın zamanda işgal tehdidi altında olan bölgelerde yaşayan halkın Partizanlara katılması istendi. Partizanlara katılan siviller, hem Parti teşkilatları tarafından, hem de askeri birlikler tarafından eğitime tabi tutuldular. Bunun yanında, Alman ordusunun baskısıyla dağılan birliklerin, Kızıl Orduya dönemeyen veya dönmek istemeyen askerleri de Partizan birliklerini oluşturdular.

Daha sonra, Kızıl Ordu çekilirken düşman gerisinde köprüleri  tahrip etmek, tarlaları yakmak, suları zehirlemek için bırakılan Tahrip Taburları da Partizanlara dahil oldu. Son olarak, işgal altında olmayan bölgelerdeki halktan da Partizan birlikleri oluşturuldu ve eğitimden sonra Almanların cephe gerisine sızdırıldı.

Partizanlar, Alman işgalinin başından itibaren, cephe gerisinde en ileri hatlardan, en geri kademelere kadar muharebelere katıldılar ve muharebe alanı o zamana kadar görülmemiş bir şekilde derinlik kazandı.

Sovyetler, savaş öncesinde hazırladığı Kızıl Ordu Sahra Talimnamesinde Partizan Harekâtına yer vermişti ve Partizanların görevlerini ve nasıl savaşmaları gerektiğini bu talimnamede belirtmişti. Bu talimnameye göre Partizan Birliklerinin ana görevleri muharebe etmek ve keşif yapmak olarak belirtilmişti ve sabotaj, baskın ve pusu taktiklerini kullanarak aşağıdaki görevleri yapacağı açıklanmıştı. 

  • Düşmanın geri bölgedeki komuta ve lojistik tesislerinin imhası
  • Düşman personelinin ve halktan zorla malzeme toplayan görevlilerin yok edilmesi,
  • Düşman ikmal yollarının tahrip edilmesi ve ikmal kollarının imha edilmesi suretiyle cepheye doğru olan lojistik faaliyetlerin engellenmesi,
  • İkmal üslerinin, malzeme depolarının, araç garajlarının ve tamirhanelerin imha edilmesi,
  • Haberleşme tesislerinin, personelinin ve cihazlarının yok edilmesi,
  • Düşman havaalanlarının, uçaklarının, hangarlarının, akaryakıt depolarının, uçuş personelinin, teknik personelin yok edilmesi,
  • Düşmanın politik şahsiyetlerinin, generallerin, üst düzey memurların ve halktan düşmanla işbirliği yapan hainlerin öldürülmesi,
  • Elektrik santrallerinin, havagazı, su ikmal, harp sanayi üretim tesislerinin tahrip edilmesi
  • Düşmanın muharebe düzeni, tesis ettiği engelleri, kuvveti hakkında istihbarat toplanması, 
  • Dost birlikler için uygun topçu ve hava kuvveti hedeflerinin tespit edilmesi, 
  • Dost birliklerin taarruzları sonrasında hedeflerin hasar durumu hakkında bilgi toplanması,
  • Düşmanın harekâtı başta olmak üzere her türlü faaliyeti hakkında belge ve doküman   ele geçirilmesi, 
  • Düşmanın casusluk ve sabotaj faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, 

Partizan birlikleri, kendilerine verilebilecek muhtemel görevleri yerine getirebilecek şekilde yetiştirilmiş, birlik ve beraberliği sağlanmış küçük savaş grupları şeklinde kurulmuştu. Her birlik içinde, piyade, keşif, istihkam, muhabere gibi konularda yetiştirilmiş savaşçılar mevcuttu ve birliklerin mevcutları bulundukları bölgelerdeki düşman durumuna ve arazi yapısına göre farklıydı.

Birlik mevcutlarının belirlenmesi için kriter, birliklerin hareket kabiliyetini engellemeyecek ve düşman tarafından keşfedilmeyi kolaylaştırmayacak kadar küçük, sevk ve idareyi zorlaştırmayacak kadar büyük olmasıydı. Normal olarak, her Partizan birliği ortalama 100 kişiden oluşuyordu.

Partizan birliklerinin liderlerinin seçiminde Sovyetlerin dikkate aldığı en önemli kriter ise, rejime bağlılıktı. Örnek olarak, Beyaz Rusya’da Halk Komiserleri, Kırım’da Komünist Parti üyeleri Partizan Birliklerinin liderleri olarak atanmıştır.

Partizan birlikleri, askerî usüllere bağlı kalınarak teşkilatlandırılmışlardı. Her birlik, bir bölge karargâhına bağlıydı ve bu karargâhlar bölgedeki tüm birliklerin harekâtını planlayabilecek imkânlara sahipti. Bölge karargâhları ise, Ordu karargâhlarında bulunan Partizan Grup Karargâhlarına bağlıydı. Grup karargâhları ise Moskova’da bulunan Merkez Karargâha bağlıydılar.

Her partizan birliğine, boyutları bir tümenin sorumluluk sahasına denk gelen  belirli bir harekât sahası verilmişti ve düşman, bölgelerinden ayrılsa dahi Partizan birlikleri kendi bölgelerinde kalmaya devam ediyorlardı. Düşmanın geri bölgesi, cephenin hemen gerisindeki bölgeleri kapsayan İleri Partizan bölgelerine ve düşmanın geri bölge derinliğindeki Geri Partizan Bölgelerine ayrılmıştır. İleri Partizan Bölgeleri, düşman birliklerinin hemen karşısındaki Kızıl Ordu Tümen komutanına bağlıyken, Geri Partizan Bölgeleri kendi teşkilatlarına bağlı olarak görev yapıyorlardı.

Partizanların harekâtı, genellikle cephedeki kuvvetlerle koordineli olarak devam ediyordu. Cephe komutanları Partizanlara, kendi planlarını destekleyecek şekilde hedefler veriyorlardı ve imha edilecek yolların, köprülerin, mayınlanacak bölgelerin seçiminde kendilerinin müteakip harekâtını engellememesini sağlıyorlardı.

Partizanların, Kızıl Orduya verdikleri destek için en belirgin örnek, 1944 yazındaki taarruzdur. 1944 ilkbaharına kadar Almanların geri bölgesinde, köprü ve yol tahripleri ile ulaşımı sekteye uğratan Partizanlar, yaz aylarına doğru birden bire saldırıları durdurdular. Kızıl Ordu, çok ustaca icra ettiği aldatma tedbirleri ile Almanları güneyden taarruz edeceklerine inandırdı. Bunun üzerine Almanlar, ihtiyat birliklerini Partizanların hiç bir tacizine uğramadan güneye kaydırdılar. Kızıl Ordu kuzeyden güçlü bir taarruz başlatınca, Almanlar güneydeki birliklerini kuzeye hareket ettirmek istediler. Ancak, Partizanların güneyden kuzeye hareket eden Alman birliklerine karşı başlattıkları yoğun saldırılar nedeniyle, Alman Merkez ordusu takviye alamadı ve Kızıl Ordu tarafından büyük bir bozguna uğratıldı. 

Alman cephe gerisinde kargaşaya sebep olsa da, Partizanlar’ın yegâne rolü, Kızıl Ordu’nun Alman işgaline karşı harekâtını desteklemek olmuştur. Sovyetler,  cephedeki harekâtın ihtiyaç duyduğu istihbaratı elde etmek, Alman geri bölgesindeki birlik kaydırmalarını ve lojistik faaliyetleri sekteye uğratmak gibi yardımcı görevler için Partizanları kullanmışlardır. Partizanların operasyonları Almanlar üzerinde asimetrik bir etki yaratmış ve bu etkiden faydalanan Kızıl Ordu, klasik savaş stratejisini çok daha etkili bir şekilde kullanmıştır.

 

Reklamlar
Bu yazı Gerilla ve Karşı Gerilla Savaşı, İşgale Karşı Direniş Hareketleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s