Etnik Çatışmalar

Dünya ülkelerinin bir çoğunda hâkim otorite ile bir şekilde çatışma içinde olan etnik grupların varlığı sosyal bilimciler tarafından yoğun bir şekilde araştırma konusu haline gelmiştir. Araştırmaların merkezi konusu, etnik grup kavramının tanımlanması, etnik yapıdan kaynaklanan çatışmaların sebeplerinin tespit edilmesi ve etnik çatışmaların önceden tahmin edilmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.

 Toplumların demografik yapılarının tek başına çatışma sebebi olamayacağı bilinmekle birlikte, potansiyel bir çatışma tehlikesinin her zaman var olduğu, bu tehlikenin toplumlardaki yapısal farklılıklar, etnik ayrılıklar, ideolojik farklılıklar ve diğer çevresel faktörlerin toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini olumsuz etkilemesi halinde silâhlı çatışmaya ve hatta iç savaşa kadar tırmanan olayların meydana gelmesine katkıda bulunduğu bilinmektedir.

Dünya son 25 yılda milyonlarca insanın hayatını kaybettiği etnik çatışmalara sahne olmuş ve temel olarak sosyolojinin konusu olan etnik gruplar son zamanlarda güvenlik analizcilerinin de ilgi sahasına girmiştir. Ayrıca, gittikçe küreselleşen ve iletişim araçlarıyla küçülen dünya, bu tür olayların dünya kamuoyunun dikkatinin bu olaylara çekilmesi sonucunu getirmiştir. Gittikçe yükselen bir trend olan mültecilere yardım, barışı koruma, çatışmaların önlenmesi için askerî kuvvet konuşlandırma gibi konular alçak yoğunluklu çatışma kapsamında askerî harekâtın bir parçası haline gelmiş ve bu tür operasyonlara süratli reaksiyon göstermek maksadıyla güvenlik analizcilerinin ülkelerinin ilgi sahalarında demografik yapıdan kaynaklanabilecek çatışmaları önceden tahmin etmek için güvenlik analizleri yapmalarını gerekli hale getirmiştir.

Demografik yapıdan kaynaklanan çatışmalar, diğer bir deyişle, etnik çatışmaların önceden tahmin edilmesi; çatışma bölgelerine yönelik ülke politikaların belirlenerek gerekli politik ve ekonomik tedbirlerin önceden alınmasını, dolayısıyla yüksek maliyetli askerî harekât seçeneğinin önceden elimine edilebilmesini, askerî harekât kaçınılmaz hale gelirse harekât konseptlerinin, taktik ve tekniklerin önceden belirlenmesini ve birliklerin bu göreve yönelik olarak hazırlanabilmesini mümkün kılacaktır.

Etnik grup kavramının tanımı

Etnik grup, beraberlik ve birliktelik arzusunda olan, bilinçli olarak bir araya gelmiş, ortak kökene, menfaatlere, deneyimlere ve geçmişe sahip olan insanlar topluluğu şeklinde tanımlanabilir. Başka bir tanıma göre; etnik grup, akrabalık bağına ilâveten ırk, din, dil, coğrafi bölge veya kültür gibi ortak değerlerden kaynaklanan sosyal formasyonlardır.

Son yıllarda etnik grupların kendi geleceğini tayin hakkı (self-determinasyon) kaynaklı bir çok başvurusunun BM gündemine gelmesi üzerine, BM’e bağlı bir “Kendi Geleceğine Karar Verme Yüksek Komiserliği” kurulması gündeme gelmiş, ancak henüz hayata geçirilmemiştir. Bu çalışma esnasında etnik grup olma iddialarının incelenmesi için bazı faktörlerin varlığı şartının aranması planlanmıştır. Aşağıda sıralanan bu şartlar etnik grup kavramına da ışık tutmaktadır.

(1) devlet olarak veya bir bölgede beraber yaşamış olma

(2) ırk, dil, din, kültür

(3) özel kurumların varlığı

(4) ayrı bir kimlik olma isteğinin ilanı

 

Etnik yapı modelleri

Etnik olarak çeşitlilik arz eden toplumlarda grupların birbirleriyle olan ilişkileri itibarıyla aşağıdaki modellerden birinin mevcut olabileceği öngörülmektedir.

(1) Dikey hiyerarşi modeli: politik, sosyal, kültürel ve ekonomik olmak üzere tüm alanlarda etnik gruplar arasında bir hiyerarşi olması durumu

(2) Paralel bölünme modeli: her etnik grubun kendi içerisinde politik, sosyal, kültürel ve ekonomik olarak katmanlara bölünmüş olma halidir, her katman diğer etnik gruptaki aynı katmanla etkileşim halindedir.

(3) Ağ modeli: her etnik grubun, geniş politik, sosyal, kültürel ve ekonomik haklara, fonksiyonlara ve mesleklere, her sosyal katmanın ise homojen olmayan değişik etnik gruplara sahip olmasıdır.

Bu modellerin sonucunda ortaya çıkan genel yapının aşağıdakilerden biri olabileceği ortaya konmuştur.

(1) Bir etnik grubun hâkim çoğunluğu oluşturması

(2) Bir etnik grubun hâkim azınlığı oluşturması

(3) Hâkim çoğunlukla diğer etnik gruplarla dengeli ilişkiler

(4) Bölgesel ve fonksiyonel grupların gücü eşit paylaşması

(5) Baskı altında ancak ekonomik olarak güçlü bir azınlığın olması

(6) Dengeli bir çok etnik grubun olması

(7) Değişik büyüklükte ve politik yapı içerisindeki grupların nispeten sıkı bir politik sistemde bir araya gelmesi

Etnik Ayrımcılığın Temel Belirtileri

(1) Politik Kısıtlamaların Varlığı

Etnik grubun içinde yaşadığı devletin veya toplumun yönetim kademelerinde görev almasına yönelik resmi veya gayri resmi kısıtlamaların olması, etnik grupla ilgili sorunlara devletin barışçı çözüme dair bir politikası veya iradesi yoksa bir etnik grup hakkında ayrımcılık politikasının olduğundan söz edilebilir. Etnik grubun genel nüfusa oranı kadar yönetim kademlerinde ve güvenlik teşkilâtlarında temsil edilmemesi ve bu konuda önleyici tedbirlerin alınması etnik ayrımcılığın varlığını gösterir.

(2) Politik gücün kontrolünün belirli bir etnik gruba veya otoriteye ait olması

Politik güç, yasama gücünü ve politik düzeni sağlamak için bireylere ve topluma doğrudan müdahale imkânı sağlar. Politik güç, zor kullanma hakkını, oyunun kurallarını koyma ve istendiğinde değiştirme yetkisini ihtiva eder. Bu yolla ekonomiyi ve sosyal yapıyı etkileme imkânını elinde bulundurur. Özellikle ekonomi, politik gücün kesin bir hegemonyası altındadır ve ekonominin aktörleri, yatırımcılar, iş adamları ve tüccarlar, kendi varlıklarını sürdürebilmek için politik güçle tam bir uyum içinde olmaya özen gösterirler. Bir etnik grubun bu gücün paylaşımında kendi payına düşeni alamaması ve bu durumun hâkim otorite tarafından yaratılması bu etnik grup üzerinde ayrımcılık politikasının uygulandığının göstergesidir.

(3) Ekonomik Kısıtlamaların Varlığı

Etnik grubun toplumun tamamının gelir dağılımının incelenmesinde etnik grup üyelerinin düşük gelir katmanında yer alması, bu grup üyelerine yatırım imkânları, mülk edinme, ticaret hayatı, iş bulma ve bu insanların istihdamı gibi konularda resmi veya gayri resmi kısıtlamalar varsa bu etnik grup hakkında ekonomik kısıtlamalar olduğundan söz edilebilir.

(4) Sosyal Kısıtlamaların Varlığı

Etnik grup üyelerinin toplumun genel sosyal yapısına dahil olması, sosyal statülerin ve ayrıcalıkların dağılımında açık veya örtülü engellerin varlığı halinde bu etnik grup hakkında sosyal kısıtlamalar olduğundan söz edilebilir.

(5) Etnik Gruba Yönelik Şiddet Politikalarının Uygulanması

Etnik grubun, hâkim otorite tarafından etnik temizlik uygulamasına tabi tutulması, sürgünler, katliamlar, soykırımlar, sürgün ve zorunlu iskan uygulamaları, liderlik potansiyeline sahip kişilerin öldürülmesi veya sürgüne gönderilmesi, toplama kampları vb. uygulamalar etnik gruba yönelik baskı ve şiddet politikasının delilleridir.

Etnik grubun çatışmayı göze almasına katkıda bulunan nedenler

(1) Olağan seyrin dışında toplumun güç dengesinde meydana gelen anî ve önemli değişiklikler sonucunda etnik grubun menfaatlerinin olumsuz yönde etkilenmesi,

(2) Hâkim otorite veya diğer etnik gruplar tarafından tetiklenen, grup duyarlılıklarını artıran, aidiyet duygusunu pekiştiren, kurulu düzene karşı toplu direniş hakkındaki ortak duyguları besleyen etnik temizlik, katliamlar, soykırımlar, sürgün ve zorunlu iskan uygulamaları, liderlik potansiyeline sahip kişilerin öldürülmesi veya sürgüne gönderilmesi, toplama kamplarına gönderme gibi olaylardır.

(3) Etnik grubu şekillendiren, motive eden, hedef belirleyen ve bu sürece katkıda bulunmayı kişisel sebeplerle uygun bulan ve politik hareketlerin sorumluluğunu üstlenen liderlerin veya kimlik tacirlerinin bulunması,

(4) Lider kadrosunu ve hareketin ihtiyaç duyduğu kaynakların ve teşkilâtın varlığı,

(5) Harekete mali yardımda bulunacak, diplomatik olarak destekleyecek, örgütlenme deneyimini aktaracak, lider kadroyu himaye edecek, askerî eğitim ve silâh yardımı sağlayacak dış destekçilerin olmasıdır.

Etnik çatışma riskini artıran faktörler

(1) Bir grubun etnik bilincinin olması veya bunun zaman içerisinde gelişmesi, diğer grupların da etnik bilincinin gelişmesine neden olur. Diğer faktörlerle birlikte bu durum etnik çatışmalara uygun ortam sağlar. Örnek olarak; eski Yugoslav Cumhuriyetlerinde yaşayan Sırpların etnik bilincinin Federal Devlet yöneticilerinin kışkırtmalarıyla gelişmesi ve buna karşılık olarak Hırvatların ve Boşnakların bu duygularının uyanması sonucunda sonucu parçalanmaya varan bir iç savaş yaşanmıştır. Etnik aidiyet duygularının sömürgeci ülkeler tarafından da uyarılması, etnik bilincin çeşitli sebeplerle geliştirilmesi de mümkündür. Örnek olarak, İngiltere, Hindistan’daki etnik çatışmaları insanların kendilerini Hintli, Sih veya müslüman olarak kabul etmelerini sağlayarak gruplar arasındaki çatışmaya sebep olmuştur. Benzer şekilde, Belçika, Almanya, Fransa ve Hollanda ülkeleri, sömürgelerindeki küçük etnik grupları kendileri ile işbirliği yapmaları için etnik bilinç kazandırmayı menfaatlerine uygun görmüşler, ancak sömürge yönetimi bittiğinde geride ülkelerin bölünmesine veya soykırıma varan etnik çatışmalar başlamıştır. Rwanda, Burundi, Sri Lanka, Lübnan, Mısır, Doğu Hint Adaları, Burma bu tür ülkelere örnek olarak gösterilebilir.

(2) Gruplar arasındaki tarihi nefret, çatışmaları körükler. Diğer grupların tehdidi altındaki gruplar, tarihte diğer grupların kendisine nasıl davrandığını sorgular, önceki davranışlar düşmanca ise, verilecek karşılığın düşmanca olması kuvvetle muhtemeldir. Eski Yugoslavya örneğinde, etnik gruplar arasındaki anlaşmazlıkların tırmanma safhasında, Hırvatlar İkinci Dünya Savaşında Nazilerle, Sırplara ilişkin soykırım uygulamalarında işbirliği yapan Hırvat milliyetçisi gizli bir örgütün adını taşıyan “Ustashe-ayaklanma” isimli örgütü kurmuşlar ve bu örgütün kurulması bu tarihi Sırp-Hırvat anlaşmazlığını tekrar gündeme getirmiştir.

(3) Kültürel farklılıklar etnik çatışmalara sebep olur. Sosyo-kültürel değerleri çatışan, idealleri farklı olan ve birbirlerine anlayış göstermeyen gruplar çatışmaya meyillidir.

(4) Modernleşme ve demokratikleşme akımları sonucunda bir etnik grupta başlayan politik taleplerin diğer gruplar tarafından kendi varlıklarına tehdit olarak algılanması durumun etnik çatışmalara tırmanmasına neden olabilir. Başlangıçta bölgesel özerklik, yerel otorite, reform, kısıtlı toprak vb. taleplerle başlayan talepler diğer gruplarla veya hâkim otorite ile çatışmaya sebep olabilir.

(5) Farklı etnik grupların aynı ekonomik alanlarda rekabet etmesi ve bu rekabeti karşılayacak kaynakların kısıtlı olması etnik çatışmalara sebep olur.

(6) Etnik gruplar arasındaki nüfus artış hızlarının farklı olması, bir grubun diğer gruba nazaran daha hızlı çoğalması, diğer grup(lar) tarafından tehdit olarak algılanabilir ve etnik çatışma hazırlıklarını artırabilir.

(7) Coğrafi faktörler etnik çatışmalara sebep olabilir. Etnik grupların karışık olarak yaşadığı bölgelerde, çatışma riski etnik grupların homojen olarak yaşadığı bölgelerden daha fazladır. Ayrıca, coğrafi konum üstünlüğü bir etnik grubun çatışmayı göze alma derecesini artırabilir.

(8) Etnik grupların bağlı olduğu ortak merkezi otoritenin zayıflaması halinde etnik grupların kendi güvenliğini sağlamaya yönelik aldığı tedbirler (köy devriyeleri, korucular ve hafif silâh tedariki, vb.) diğer gruplar tarafından saldırgan bir tutum olarak değerlendirilebilir ve karşı tedbirlerin alınması ile etnik çatışma ihtimali artar.

(9) Çok etnikli yapıya sahip bir devlette politik gücün ve idari yetkilerin adil paylaşılmaması ve/veya bir etnik grubun yönetiminde diğer etnik grupların söz sahibi olması etnik çatışmalara sebep olabilir. Örnek olarak, Eski Yugoslavya’yı oluşturulan etnik yapıya dayanan federe devletlerin yönetimlerine karşılıklı olarak diğer grupların üyeleri getirilmiş ve yönetimdeki hatalar bu kişilere ve dolayısıyla yöneticilerin ait olduğu etnik gruplara karşı hoşnutsuzluk duyulmasına sebep olmuştur. Yine, Burundi’de sömürgeci Alman ve Belçika yönetimleri azınlık grup olan Tutsilere yönetimde, eğitimde ve ekonomide diğer grup olan Hutulara nazaran önemli ayrıcalıklar vermiş, gelişen memnuniyetsizlik Hutuların ayrı bir devlet (Rwanda) kurmasına sebep olmuş, kurulan bu yeni devlette yaşayan Tutsiler aleyhine uygulanan Hutu ayrıcalıkları Tutsilerin memnuniyetsizliğin gelişerek Rwanda Yurtseverler Cephesinin kurulmasına ve 1994 yılında her iki ülkede de bir milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan iç savaşların çıkmasına sebep olmuştur.

(10) Çok etnikli bir toplumda mevcut demokratik yapı içerisinde başlayan liderlik çekişmeleri, etnik grupların kendi kökenindeki liderlerin etrafında gruplaşması ve artan çekişmelerin çatışmaya dönmesi sonucunu doğurabilir. Benzer şekilde, hâkim bir etnik gruba dahil radikal ve otokrat liderlerin ülkelerindeki diğer etnik grupların elimine edilmesini kışkırtması etnik çatışmaların tırmanmasını hızlandırabilir. Örnek olarak, Rwanda’daki etnik çatışmaların kıvılcımı Rwanda’nın diktatörü tarafından silâhlı bir etnik grup kurulmasıyla çıkmış, Yugoslavya’da Miloseviç’in ırkçı söylemleri çatışmaları alevlendirmiştir.

Genel olarak etnik çatışmaların safhaları

Bir toplumda mevcut etnik gruplar arasında muhtemel çatışmaların aşağıdaki safhalardan geçmesi beklenmelidir.

(a) Çatışmanın şekillenmesi safhası: taraflar arasında anlaşmazlıkların ortaya çıktığı safhadır. Bir etnik grubun içinde yaşadığı ülkenin politik, ekonomik ve sosyal sistemine dahil olma konusunda açık veya örtülü, resmi veya gayri resmi kısıtlamalar mevcutsa çatışmanın şekillenmesi başlamıştır. Bu safhada, etnik grup(lar) içinde huzursuzluklar, örgütlenme çalışmaları ve hatta silâhlanma faaliyetleri kendini gösterir.

(b) Tırmanma safhası: taraflar arasında sözlü ve silâhlı çatışmaların ve şiddet/karşı şiddet uygulamalarının görülmesi safhasıdır. Söz konusu olan etnik grupla ilgili güç dengelerinde veya gücün kontrolünün aidiyeti konusunda ve grubun yapısal özelliklerinde anî, köklü ve dayatma değişimler meydana geliyorsa, bununla ilintili olarak toplumu provoke edici ateşleyici olaylar oluyorsa, toplumun memnuniyetsizliğini yönlendirecek bir lider kadro veya şahsi menfaat güden kimlik tacirleri mevcut ise ve bunlar gerekli kaynaklar ile teşkilâtlar ve dış mihraklar tarafından yeteri kadar destekleniyorsa etnik çatışmanın şekillenmesi tamamlanmış ve tırmanma safhasına geçilmiştir. Bu safhada taraflar arasında küçük çaplı silâhlı çatışmalar ve sivil itaatsizlik olayları meydana gelir.

(c) Çatışmanın iç savaşa dönmesi safhası: diplomasi, politika ve arabuluculuk gibi sivil kurumların devre dışı kalarak askerî alandaki çatışmaların iç savaşa dönüştüğü safhadır. Hâkim otoritenin veya baskın etnik grubun mevcut etnik çatışma olasılığına karşı şiddete dayalı bir hareket tarzını seçmesi halinde mevcut çatışmalar, iç savaş ölçeğinde çatışmalara dönüşür. Bu safhada, gerilla harbi, toplumsal olaylar ve ihtilal/darbe gibi faaliyetler ön plandadır.

(d) Yavaşlama ve durma safhası: taraflar arasındaki ilk görüşmelerin yapıldığı, ancak ateş ihlâllerinin sıkça görüldüğü aşamadır.

(e) Toplumsal dönüşüm aşaması: gücün ve otoritenin seçim, ihtilal veya darbe ile el veya şekil değiştirmesi safhasıdır.

Reklamlar
Bu yazı Etnik Çatışmalar, İç Savaşlar ve Çatışmalar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s