Teröristlerle Mücadelede Genel Prensipler

Terörizme Uygun Şekilde Ve Zamanında Müdahale 

Terörizme mümkün olduğunca erken müdahale edilmelidir. Teröristlerin en önemli silahı ZAMAN’dır. Teröristler, sahip oldukları askeri gücü ve politik desteği asgari hükümetin seviyesine çıkarmak ve hükümeti zayıflatmak için zamana ihtiyaç duyarlar. Terör ortamının  devam ettiği her gün hükümetin güvenilirliği ve otoritesi olumsuz yönde etkilenirken, teröristler meşruiyet kazanırlar. Teröristler, başlangıçta taktik inisiyatife sahiptir ve saldırıları zaten hazırlıksız ve bölgede prestiji zayıf olan devletin şoka uğramasına sebep olur. Zaten ağır olan karar mekanizması, reaksiyon göstermekte gecikir. Devlet, başlangıçtaki bu olumsuz pozisyondan kurtulmak için süratle karar mekanizmalarını aktif hale getirmeli ve teröristlere kararlı bir şekilde tepki göstermelidir.  İcra edilecek olan harekatın maksadı, Devletin halk desteğini kazanmak için alacağı tedbirler için ve/veya alınan tedbirlerin olumlu etki göstermesine yetecek kadar zaman kazanmak olmalıdır.

Politik Maksadın Belirlenmesi 

Harekatın politik maksadı açıkça belirlenmelidir. Harekatın sonunda elde edilmesi amaçlanan belirgin ve ulaşılabilir bir hedef  konulmalı ve gayretler bu hedefe teksif edilmelidir. Hedefe ulaşılacak strateji, taktik ve teknikler en ince ayrıntısına kadar belirlenmeli, alınan her türlü tedbir bu hedefe ulaşmada bir vasıta olmalıdır. Harekatın hedefinin açıkça belirtilmesi, ast kademelerin keyfi davranışlarını engeller ve bu tür davranışların arzu edilmeyen sonuçlarından Devletin sorumlu kılınmasını engeller.

Gayret Birliğinin Sağlanması  

Terörle mücadele harekatı, kesinlikle merkezi idarenin tam kontrolü altında gerçekleşmelidir. Ancak, hükümet terörizm bölgesinde konuşlu bir “Terörizme Karşı Koyma Koordinatörü” görevlendirebilir. Bu koordinatör, terörizm bölgesinde mevcut tüm sivil ve askeri kurumların gayretlerini koordine edebilecek bilgi ve beceriye sahip olmalıdır.  

Terörle mücadele harekatında istihbarat konusunda da gayret birliği sağlanmalı, ülkedeki meşru istihbarat örgütlerinin yerel teşkilatlarının istihbarat  faaliyetleri koordine edilmeli, bunların arasında bilgi akışı sağlanmalı, yıkıcı rekabet önlenmelidir.  İlk bakışta birden fazla istihbarat örgütü “israf” olarak görünse de, bu durumun haber kaynaklarında çeşitlilik sağlaması ve  yanlış yönlendirmelerden kaynaklanacak mahsurların önlenmesine imkan sağlaması açısından tercih edilebilir bir durum söz konusudur.

Açıklık Ve Hukuka Uygunluk

Devletin bütün organlarının ülkenin kanunlarına uygun hareket etmesi şarttır. Bu prensip, adalet mekanizmasının işlemesini, terörle mücadele kuvvetinde mükemmel bir disiplinin sağlanması ve idamesini, hata ve suç vukuunda bunun kabul edilmesi veya üstlenilmesini gerektirir.

Teröristlerle Devletin mücadelesi kesinlikle yasal çerçevede yapılmalıdır. Devlet, bu çerçevede kaldığı sürece meşruiyetini korur ve teröristlerin tezleri çürütülür.  Aksi takdirde, halkın devlete olan inancı azalır ve halk desteğinin yön değiştirmesi, teröristlerin dış destek bulması gibi mücadelenin başarısını olumsuz etkileyen sonuçların ortaya çıkmasına sebep olur. Teröristlerin lehine işleyen zamana ilaveten, devletin hukuka aykırı tedbirleri aynı etkiye sahiptir. 

Ayrıca, ele geçirilen teröristlere hukuka uygun davranılmaması, teröristlerin savaşma azmini kamçılar ve teslim olmama kararlılığını körükler. Hukuka uygunluk ve açıklık, terörizm bölgesi dışındaki halkın desteğinin sağlanmasına da hizmet edecektir.

Halk Desteğinin Sağlanması

Halkın desteğinin hangi tarafta olduğu kazanan tarafı belirlemektedir. Bu nedenle; halk ile teröristlerin irtibatı kesilmeli ve halkın nizami güçlere olan desteği artırılmalıdır. Bu kapsamda, toplu cezalandırmalar, işkence, zorunlu iskan, emniyetinin sağlanamaması gibi olumsuzluklar engellenmelidir.

Terörle mücadele harekatına angaje olmuş kuvvetlerin ağırlık merkezi HALK DESTEĞİDİR. Klasik harplerde ağırlık merkezini yok etmek için kullanılan “ateş ve çelik” terörle mücadele kuvvetinin kendi ağırlık merkezini yok etmesine sebep olacaktır. Harekatın başarısı teröristlerin arazide imha edilmesine bağlı değil, halkın teröristleri personel, malzeme ve teçhizat olarak ne kadar uzun süre destekleyebileceğine bağlıdır.

Bununla paralel olarak, terörizm bölgesi dışındaki halkın da desteğinin sağlanması gerekmektedir. Terörle mücadele kuvvetinin ihtiyacı olan personelin sağlandığı, ihtiyaç olunan maddi kaynakları vergileri ile karşılayan halkın desteğinin sağlanması da planlanmalıdır. Halk, ülkede meydana gelen bir terörizm olayı esnasında kendi güvenliği ve ülke bütünlüğü için çeşitli fedakarlıklara katlanmaya hazırdır. Bir örnek vermek gerekirse, temel hak ve özgürlüklerine çok düşkün olan Amerikan halkı dahi 11 Eylül 2001 olayından sonra daha fazla güvenlik için bazı haklarından fedakarlık yapmayı kabul etmiştir.  Bu hususun sağlanması, terörle mücadele harekatının geniş bir kamuoyu desteği ile icrasına imkan sağlayacaktır. 

Halkın terörle mücadele kuvvetlerine desteği sağlanmalıdır.   

Terörizme sebep olan toplumsal rahatsızlık çok iyi analiz edilmeli ve ortadan kaldırılmalıdır. Bu hususun sağlanmasının oldukça uzun zaman alabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak, başarıldığında Terör ortamının  tekrarlanmamasını veya başka şekillerde ortaya çıkmamasını sağlayacaktır. Genel olarak, teröristlerin halkın ekonomik geri kalmışlığını sömürdüğü dikkate alınırsa, terörle mücadele harekatı ile birlikte politik/ekonomik reformların devreye sokulması hayati öneme sahiptir. Hükümetin teröristlerden daha geniş ekonomik ve siyasi imkanları ile yürürlüğe koyduğu reformlar, teröristlerin moralini bozar, tarafsızları hükümet tarafına çeker ve yeraltı teşkilatını zayıflatır.

Reformların halkın nazarında ters etki göstermesi ve halkta teröristlere karşı sempati yaratması  da mümkündür. Devletin bölgeye aniden uyanan ilgisine çatışmayı yürüten örgütün sebep olduğu ve örgüt olmasaydı bu ilgisizliğin devam edeceği yolundaki bir propagandanın halk arasında taraftar bulması kaçınılmazdır. Bununla çelişkili olarak, devletin terörizm faaliyetleri son bulana kadar reform/yatırımları durdurması kolektif cezalandırma olarak algılanacağından uygun bir hareket tarzı olmayacaktır. Bu durumda gittikçe ağırlaşan yaşam şartları ve teröristlerin propaganda faaliyetleri tarafsız ve sempatizan kitleleri örgüte daha çok yaklaştıracak, bunlardan militan kadroya katılımlar artacaktır. Her şeye rağmen devletin yanında yer alan kişiler ya bölgeyi terk edecekler, ya da taraf değiştireceklerdir. Öyleyse, devlet reformları planlamalı ve teröristlerden temizlenen bölgelerde derhal uygulamaya başlamalı, terörizmi sürdüren veya teröristlere destek sağlayan bölgeler buna devam ettikçe  reformlardan pay almamalıdır.  Devletin imkanlarından devletin yanında yer alan bölgeler yararlanmalıdır. Bu hususun sağlanması, sivil ve asker otoritelerin eş güdümlü olarak hareket etmesini gerektirmektedir.

Halkın mücadeleden zarar gören taraf olması engellenmelidir. Bu bağlamda yasak bölgeler ilan edilmesinden, kolektif cezalandırmalardan ve hukuk dışı uygulamalardan kaçınılması önem kazanmaktadır. Devletin teröristlerle mücadelesi esnasında ortaya çıkan şiddet, halkın tepkisini çeker ve teröristlere duyulan sempatiyi artırır.

Halkın normal yaşamını, artırılmış güvenlik önlemleri ile devam ettirmesi sağlanmalıdır.  Güvenlik gerekçesi ile halkın ekonomik faaliyetlerini sürdürdüğü bölgeleri kullanmaktan men edilmesi yerine, bu bölgelerde güvenlik önlemlerinin artırılması gerekmektedir.

Halkın teröristlere destek sağlaması engellenmelidir.

 Bu hususun sağlanması terörle mücadele harekatının en önemli dönüm noktasıdır. Halk, çoğu zaman başlangıçta teröristlere istemeyerek destek sağlamaya meyillidir. Çünkü, teröristler her türlü zoru uygulamak konusunda bir hareket serbestisine sahiptir.  Kendisine destek sağlamayanları ve kendileri hakkında güvenlik kuvvetlerine istihbarat sağlayanları öldürme hakkını kendinde görmektedir. Ancak, güvenlik kuvvetleri hukuka aykırı bir uygulamaya baş vuramaz. Teröristlere benzer şekilde uygulanan bazı bireysel davranışlar kamuoyunda ve hukuk önünde çok sert tepki görmektedir. Teröristlere istemeden dahi yardım edenlere mahkemelerce verilecek cezalar ile yardım etmeyenlerin teröristler tarafından cezalandırılma şekli arasında tartışılamayacak kadar büyük bir fark mevcuttur. Bu fark, halkın istemeden dahi olsa teröristlere destek sağlamasına sebep olmaktadır. Bu durumun önlenmesi ancak halkın güvenliğinin sağlanması ile mümkündür.

Diğer bir konu ise, teröristlerin ihtiyacı olan malzemenin üzerinde tam bir kontrol sağlanmasıdır. Teröristlerin ihtiyacı olan malzeme; silah, mühimmat, yiyecek, ilk yardım malzemesi, ilaç, barınak ve haberleşmedir. Halkın silah ve mühimmattan arındırılması, genel silah aramaları ve silah affı gibi yöntemlerle sağlanabilir ve uygulama kamuoyunun tam bir desteğine sahip olur. Ancak, diğerlerinin üzerinde kontrol sağlanması oldukça güç bir konu olup, bunların alımının ve  taşınmasının kontrol altına alınması için uygulanacak tedbirler “yiyecek ambargosu” şeklinde algılanabilir veya  güvenlik güçleri ambargo uygulamakla suçlanabilir. Bu konuda alınacak en etkili tedbir, teröristlerin bilinen üs bölgelerine giden ulaşım yollarının kontrol altına alınması olup, %100 bir başarının sağlanması mümkün değildir.  Haberleşmenin kontrolü, özellikle iletişim imkanlarının çok büyük gelişmeler gösterdiği günümüzde hem çok zordur, hem de yasadışıdır. Teröristlerin ana üsleriyle, destek üsleri ve işbirlikçileri ile arasındaki haberleşmenin kontrol altına alınabilmesi, güvenlik kuvvetlerinin terörle mücadele gayretlerinde isabet ve tasarruf sağlayacağından mutlaka başarılması gereken bir görevdir. 

Halk desteğinin sağlanması yönündeki gayretler, terörle mücadele kuvvetlerinin “kararlılığını” olumsuz yönde etkilememelidir. 

Terörle Mücadele Birliklerinin Uygun Şekilde Teşkilatlandırılması 

Terörle Mücadele Harekatına katılan birlikler aşağıdaki gibi gruplandırılmalıdır.

  • Halkın desteğini kazanmak ve teröristlerin mücadeleye devam azmini kırmak için psikolojik harp birlikleri
  • Harekatın ihtiyacı olan istihbaratı elde etmek için istihbarat birimleri
  • Alanı teröristlerden temizleyen ve kontrol altında tutan, hava kuvveti ile desteklenen hafif piyade unsurlarından oluşan alan kontrolü birlikleri
  • Teröristlerle onların taktik ve tekniklerini kullanarak savaşan çevik para-militer birlikler
  • Gerektiğinde harekata katılmak üzere hazır bekleyen hava kuvvetleri ve topçu silahları ile desteklenen zırhlı ve mekanize birliklerden oluşan İhtiyatlar
  • Yerel halktan oluşturulan, sabit tesislerde ve noktalarda emniyet görevleri icra edecek şekilde teçhiz edilmiş yerel birlikler

Harekatın Özelliğine Uygun Taktiklerin Kullanılması Ve Geliştirilmesi

Terörle mücadele harekatı taarruzi karakter taşımalı ve silahlı teröristlerin imhasını amaçlamalıdır. Bununla beraber, teröristlerin savaşma azminin kırılması için lojistik desteğinin kesilmesine de aynı değerde öncelik verilmelidir. Bu harekat ARA-BUL-YOK ET şeklinde formüle edilebilir ve hafif olarak teçhiz edilmiş, küçük, hareket kabiliyeti yüksek, iyi eğitilmiş birliklerle teröristlerin kontrolündeki bölgelere sızıp, keşif, pusu, taktik akınlarla yerine getirilir. 

Teröristlerden temizlenen bölgeler, daha büyük çaplı konvansiyonel birliklerle elde tutulur. Temizlenmesi gereken bölgelerin çok geniş olması halinde, alan sektörlere bölünür ve en kritik sektörlerden başlanarak azami muharebe gücü ile bu bölgelerde temizlik harekatı icra edilir, temizlenen bölgeler konvansiyonel birliklere devredilir ve diğer sektöre geçilir. Bir kez kontrol sağlanan bölgede, kontrolün kaybedilmesine müsaade edilmemelidir. Teröristlerden temizlenen bölgelerin sayısının ve sınırlarının artırılması teröristlerin harekat alanını daraltacaktır.

Terörle mücadele harekatında, başarının garantiye alınabilmesi için tesis edilecek kuvvet çoğunluğunun ne olduğuna dair kesin bir veri olmamakla birlikte, kuvvet oranının 1/7 ila 1/50 arasında değişebileceği değerlendirilmektedir. Bu oran, Fransızların Cezayir harekatında 1/16 olarak uygulanmıştır. Bu tür oranların, klasik savaştakine benzer bir nispi muharebe gücü hesaplamasına imkan vermeyeceği açıktır. Esasen, belirli bir oranda kuvvet üstünlüğü sağlayan tarafın galip gelmesi de garanti değildir. Teröristler için zafer, bölgesel başarılardır ve destekçilerinin moralini yükselten, devletin otoritesinin zayıflatılmasını sağlayan, güvenlik güçlerini demoralize edip onu daha çok hata yapmaya zorlayan eylemlerle kazanılır. Bunu sağlamak için silahlı teröristler, eylemlerinde klasik harbin harp prensipleri olan sıklet merkezi , kuvvet tasarrufu, baskın ve emniyet prensiplerini titizlikle  uygularlar. Özetle, genel alan nispi muharebe gücü hesaplamasında güvenlik kuvvetleri ezici çoğunluğa sahip olabilirler, ama teröristler bu oranı bir yerde kuvvetlerini toplayarak belirli bir süre kendi lehlerine çevirebilirler.

Yer Altı Teşkilatının Etkisizleştirilmesi

Çok iyi teşkilatlandırılmış bir yer altı teşkilatının ortaya çıkarılması uzun zaman alır, etkili  ve zamanında elde edilecek istihbarata ihtiyaç gösterir.

Yer altı teşkilatı asgari aşağıdaki ana fonksiyonlara sahiptir.

  • istihbarat toplamak ve erken uyarıda bulunmak  
  • lojistik ve mali destek sağlamak
  • taraftar toplamak ve kamuoyu oluşturmak
  • sabotaj ve mayınlama

Silahlı Grupların Yok Edilmesi

Teröristlerin muharebeleri kazanması, harbi kazanmaları için şart değildir. Teröristler, her zaman muharebeleri kaybedebilir, ancak terörizm hedefine ulaşabilir. Ancak, hükümet güçleri muharebeleri kaybederse terörizm kesinlikle başarıya ulaşır. Hükümet güçleri muharebeleri mutlaka kazanmalıdır.

Gerilla/asi/terörist, adı ne olursa olsun silahlı gruplar mutlaka etkisiz hale getirilmelidir. Bu husus silahlı mücadele ile olduğu gibi, yakalanan ve teslim olanların rehabilitesi şeklinde de olmalıdır.

Ancak, bu husus bütün terörle mücadele harekatının ana faaliyetini oluşturmaktadır ve başarılması gereken en zor görevdir. Silahlı gruplar, gerilla taktik ve tekniklerini uygulayarak, terörizme başvurarak ve halkı yıldırarak inisiyatifi elde bulundurmaya çalışırlar. Üstelik, profesyonel kişilerden yeteri kadar askeri eğitim almayan bu grupların şaşırtıcı bir şekilde temel muharebe yetenekleri üst düzeydedir ve bunları gayet ustalıkla kullanırlar. Terör ortamının  süresi uzadıkça da ustalıkları artar. Bununla beraber, güvenlik kuvvetleri rotasyon, süreli mecburi askerlik, mücadeleye inanmayan asker ve liderlerin varlığı, lider kadronun  kariyer kaygıları, zayiattan kaçınma, hukuka uygun davranma zorunluluğu gibi dezavantajları veya kısıtlamaları vardır. Bu faktörler, güvenlik kuvvetlerinin eğitim seviyesi yerinde sayarken, teröristlerin her geçen gün daha çok ustalaşması sonucunu doğurur ve güvenlik kuvvetlerinin zayiatının artmasına sebep olur.

Emniyetli Bölgeler Oluşturmak

Harekat alanında emniyetli bölgeler oluşturulmalı ve bu bölgelerin sınırları devamlı olarak genişletilmelidir. Harekatın başlangıcında emniyetli bölgelerin dar olması kaçınılmazdır. Bu nedenle, emniyetli bölgeler oluşturulmaya askeri üs bölgelerinden başlanmalı, daha sonra önce yakın bölgelerdeki meskun mahallere doğru, daha sonra meskun mahalli çevreleyen ekilmiş alanları, sanayi alanlarını ve diğer ticari tesisleri kapsayacak şekilde genişletilmelidir.  Havaalanları, limanlar, yol kavşakları, boru hatları, ekonomik bölgeler ve madenler kesinlikle ilk fırsatta emniyetli bölgelere dahil edilmelidir.  terörle mücadele kuvvetleri, yollar üzerinde kesin bir denetime sahip olmalı ve birlik intikalleri bu yollardan emniyetle yapılabilmelidir. Terörle mücadele kuvvetlerinin nihai hedefi, tüm terörizm bölgesinin emniyetli bölgeler içine dahil edilmesidir.

Bu hususun uygulanması birliklerin gereğinden fazla dağıtılmasına sebep olmamalıdır. Araziye gereğinden fazla yayılan birlikler teröristlerin saldırılarına karşı daha hassas hale gelir ve kendini savunmaktan başka bir şey düşünmeyen askeri birlikler harekatın maksadını yerine getiremez.

Mahalli halktan oluşturulan güvenlik kuvvetine verilebilecek en uygun görev, oluşturulan emniyetli bölgelerin emniyetinin devamlılığını sağlamaktır.

Toplumun Sosyal Dokusunu Korumak

Teröristlerin ve onlara karşı yapılan mücadelenin en olumsuz sonucu, toplumun çatışma alanı dışında da kalan büyük kısmının sosyal ve politik dokusunun bozulması olacaktır. Buna sebep olabilecek en önemli gelişmelerden birisi; halkın çatışma alanlarından, güvenli bölgelere göç etmesidir ki, göç edilen bölgelerde yeni güvenlik sorunları, gençlerin potansiyel militan kaynağı haline gelmesi, suç oranının ve fakirliğin artması, halkın geçimini sağlayacak becerileri unutması nedeniyle işsizliğin körüklenmesi gibi sonuçlar doğuracaktır.

Diğer taraftan, çatışmalarda ölen asker ve polislerin aileleri, yaralanan ve sakat kalan kişiler gayri-memnun kitleler haline gelecek ve devlet üzerinde yeni baskı grupları yaratacaktır. Bu durum,  devlet politikalarına ve çatışmanın tarafı olarak görülebilecek etnik veya bölgesel gruplara karşı hoşnutsuzlukları körükleyerek, iç çatışma alanlarını artıracaktır. 

Bu nedenle öncelikle, mücadelede görev alan kuvvetler kendi zayiatını artırıcı uygulamalardan kaçınmalı ve terörle mücadeleyi bir “bağımsızlık savaşı” atmosferine dönüştürmemelidir. Diğer taraftan çatışma bölgesindeki halkın göç etmesi engellenmeli ve halkın kendi topraklarında yaşamaya devam etmesi özendirilmelidir.

Bu yazı Terörizm ve Terörle Mücadele içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s