Filistinlilerin İkinci İntifada Direnişi

İsrail-Filistin barış süreci ağır aksak devam ederken, İsrail’in muhalefetteki Likud Partisinin lideri, eski savunma bakanı ve Lübnan’da 1982 yılında meydana gelen Sabra ve Şatilla mülteci kamplarındaki katliamın askerî sorumlusu olan Ariel Şaron, tamamı robokop kıyafetli 1000 İsrail askerinin koruması altında, Kudüs’teki Harem-i Şerif kompleksine bir ziyarette bulundu. Şaron, ziyaretinin sebebini “bir Yahudi ve İsrailli olarak Museviliğin kutsal mekânlarını ziyaret etme hakkını kullanmak” olarak açıklarken, bir çok kişi tarafından bu davranış, Camp David görüşmelerinde Filistinlilere verileceği duyulan haklar nedeniyle görüşmeleri baltalama plânının bir parçası ve yaklaşan seçimler için İsrailli barış karşıtlarına yatırım olarak yorumlandı.

Bu ziyaret, Şaron’dan nefret eden Filistinlilerin protestolarını da tetikledi. Şaron ve beraberindekiler bölgeyi terk etme aşamasındayken 200-300 kişilik bir grup tarafından taşlanmaya başlandı. Sayıları gittikçe artan protestocular, ağlama duvarında ibadet eden Yahudilere yönelik taşlı saldırılara da başlayarak şiddetin seviyesini artırdılar ve ateşli silahlar kullanarak bir İsrail polisini öldürdüler. Göstericilere her zamanki gibi daha yoğun bir ateşle müdahale eden İsrail askerleri ise 4 Filistinliyi öldürdü. 

Filistinlilerin protestoları ertesi gün Batı Şeria’daki diğer bölgelere, bir sonraki gün İsrail içindeki Arap bölgelerine yayıldı. Filistinli ve İsrailli sivil göstericilere her iki tarafın güvenlik güçlerinin de katılması ve eskisinden farklı olarak ateşli silahların daha yoğun kullanılması tansiyonu iyice yükseltti. İsrail ordusu, çatışmalara müdahalede kullandığı şiddetin seviyesini taarruz helikopterlerini ve tankları kullanmak suretiyle daha da artırdı. 

Çatışmaların üçüncü gününde, iki ateş arasında kalan Filistinli silahsız bir baba ve oğlunun kendilerini ateşten korumaya çalışırken İsrail askerlerinin doğrudan ateşine maruz kalmaları ve 12 yaşındaki oğlunun babasının tüm çabasına rağmen TV kameralarının önünde öldürülmesi, Filistin toplumunu çileden çıkardı ve yıllarca sürecek olan ikinci intifadanın, diğer ismiyle El-Aksa intifadasının başlangıcı oldu. 

Bu olaydan iki hafta sonra, Filistin kontrolündeki Ramallah kentinde, iki İsrail askerinin tutuklanarak götürüldükleri Filistin polis karakolunda bıçaklanarak öldürülmesi ve cesetlerin ikinci kattaki pencereden atıldıktan sonra Filistinlilerce tekmelenerek parçalanması, bu olayların da İsrail TV’lerin de canlı olarak yayımlanması karşılıklı şiddet dalgasının daha da büyümesine neden oldu.

İsrail Ordusunun gösterilere müdahalesi, alışılageldiği üzere, “taş atanlara ateşli silahlarla karşılık vermek” idi. Ancak, bu defa Filistinliler otomatik piyade tüfeklerini, roketatarları ve havanları kullanmaya başlamışlardı. İsrail de kendisinden beklendiği gibi Filistinlilere kara, hava ve deniz platformlarından açtığı ateşlerle karşılık verdi. İsrail saldırılardan Filistinli siviller de aşırı derecede zarar gördü ve askerlere tehdit oluşturmamasına rağmen açılan ateşlerle yüzlerce masum insan öldü ve yüzlerce ev oturulamaz hale geldi.

İntifadanın daha ilk ayında, Filistin Kızılay’ının belirlemelerine göre, 1938 kişi gerçek mermilerle, 3810 kişi ise kauçuk kaplı çelik mermilerle yaralandı. ABD’li üç doktordan oluşan İnsan Hakları Savunucusu Doktorlar Ekibinin yerinde yaptığı incelemede, bu yaralanmaların yarısından fazlasının baş bölgesinden, diğerlerinin büyük çoğunluğunun ise arka bölgeden olduğu tespit edilmiştir. El-Aksa intifadasında 3500’ün üzerinde Filistinli öldü. Bunların 663’ü 17 ve daha küçük yaşlardaydı.

Silahlı çatışmaların dışında İsrail ordusunun El Aksa intifadası sırasında sebep olduğu insan hakları ihlalleri savaş dönemlerini aratmayacak düzeyde gerçekleşti. Ev yıkımları, yargısız infazlar, toplu öldürmeler, işkence, dayanaksız tutuklamalar, kötü hapishane koşulları, istimlâkler, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, özel mülkiyetin tahribi gibi daha önceki dönemde de karşılaşılan ihlaller bu dönemde daha da ciddi boyutlara ulaştı. İsrail kontrol noktalarındaki geçişlerden kaynaklanan gecikmeler sonucu onlarca hasta, tedavisinin zamanında yapılamaması nedeniyle öldü.

İntifadanın birinci ayına denk gelen ekim ayı sonunda ilk bombalı intihar saldırısı dalgası başladı ve 2000 yılı sonuna kadar Hamas ve Filistin İslâmî Cihat örgütlerinin militanları tarafından askerî hedeflere yönelik toplam dört saldırı meydana geldi. Karşılıklı şiddet nedeniyle yıl sonuna kadar İsrailli 21 asker ve 22 sivil ölürken, 300’den fazla kişi yaralandı. Buna karşılık İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından 300’den fazla Filistinli öldürülürken, 12.000’den fazla kişi yaralandı.

Aralık ayında, çatışmaların durdurulması için ABD’nin girişimleriyle başlayan görüşmeler devam ederken Ehud Barak’ın başbakanlıktan istifa etmesi ile İsrail 2001-şubat ayına kadar sürecek bir seçim dönemine girdi. Barak ve Ariel Şaron’un yarıştığı ve şiddet olayları açısından sakin geçen ve hiçbir bombalı intihar saldırısının meydana gelmediği seçim döneminin sonunda her iki tarafın barış karşıtlarının “umudu” olan Ariel Şaron, İsrail’in yeni Başbakanı oldu.

Seçimleri takip eden dönemde çoğunluğu İsrail’in 1967’den önce işgâl ettiği bölgelerin dış sınırı olan  “yeşil hat içerisinde” olmak üzere yeni bir bombalı intihar saldırısı dalgası başladı.

Bombalı intihar saldırılarındaki Hamas ve Filistin İslâmî Cihat  örgütlerinin tekeli, 2002 yılı başından itibaren El Aksa Şehitleri Tugayının sahneye çıkmasıyla kırıldı. Karşılıklı şiddet seviyesi; İsrail’in Filistin’e içinde Katyuşa roketleri dahi bulunan silâh yükü getiren bir gemiyi ele geçirmesi, Filistinli örgütlerin eylemlerine misilleme olarak Filistinli örgüt liderlerine yönelik suikastları, B. Şeria’daki Filistin Yönetimine ait resmî binaları ve mülteci kamplarını bombalaması, Gazze Şeridinde ve Batı Şeria’da zırhlı birliklerle operasyon düzenleyerek Arafat’ı karargâhında ev hapsine alması, buna karşılık daha çok intihar saldırısı ve misillemeler ile gittikçe arttı.

Şubat-2002 sonuna kadar ayda ortalama üç adet saldırı meydana gelirken, Beyrut’ta toplanan Arap Birliğinin Suudi Arabistan Kralının öncülüğünde Filistin-İsrail Barış Plânı teklifini açıkladığı Mart-2002’de bir ayda 135 kişinin ölümü ile sonuçlanan toplam 18 bombalı intihar saldırısı gerçekleşti.

2 Mart 2002 cumartesi akşamı, Şabat sonrası kutlama için Kudüs’teki bir sinagog önünde toplanan çoğu kadın ve çocuklardan oluşan kalabalığın yanında, Yahudi din adamı kılığında El Aksa Şehitleri Tugayına mensup 18 yaşındaki bir militan üzerindeki bombayı patlattı. Patlamada, 10 kişi ölürken, 50’den fazla kişi yaralandı.

11 Mart 2002’de, Kudüs’te Başbakan’ın evinin 100 metre yakınındaki bir kafeteryaya giren 22 yaşındaki bir Hamas militanının düzenlediği bombalı intihar saldırısında 11 kişi öldü, 54 kişi yaralandı.

21 Mart 2002’de, Kudüs’ün başka bir işlek caddesi olan King George Caddesindeki bir kafeteryada 22 yaşındaki bir El Aksa Şehitleri Tugayı militanı üzerindeki bombayı patlattı ve 3 kişinin ölümüne, 86 kişinin yaralanmasına sebep oldu. 

27 Mart 2002’de, Netanya’daki Park otelin lobisine giren kadın kılığındaki bir Hamas militanı üzerine sardığı metal parçalarla takviyeli 10 kg.lık bombayı patlattı. Patlama anında, Yahudilerin kutsal günlerinden olan “Hamursuz bayramı” sonrasında kutlama maksadıyla toplanan 250 kişilik bir topluluktan 30 kişi öldü ve 140 kişi yaralandı.   

Park otelde düzenlenen bu saldırı İsrail hükümetinin, belki de uzun süreden beri planladığı, bir askerî harekat ile sonuçlandı. Netanya saldırısından 24 saat bile geçmeden, İsrail hükümeti 20.000 yedek askeri göreve çağırdı. Artık kaçınılmaz olduğu bilinen harekâtın hazırlıkları devam ederken dahi, Kudüs, Tel Aviv, Hayfa gibi şehirlerde, 20 kişinin ölümü ve 100’den fazla kişinin yaralandığı  7 bombalı intihar saldırısı düzenlendi.

İsrail, 3 Nisan’dan itibaren “Operation Defensive Wall-Koruyucu Duvar Operasyonu” adını verdiği harekâtı başlattı. Operasyonun ilân edilen maksatları; teröristlerin yuvası haline gelen şehirleri ve köyleri ele geçirmek; teröristleri ve onları destekleyenleri yakalamak ve tutuklamak; İsrail vatandaşlarına karşı kullanılma ihtimali olan silahlara el koymak; teröristlere ait tesisleri, patlayıcı depo ve laboratuarlarını, silâh üretim yerlerini ve gizli üsleri ortaya çıkarmak ve imha etmek olarak açıklanmıştı.  Hedefler ise; El Halil ve Jeriko şehirleri hariç tüm Filistin yerleşim bölgeleriydi. İşgale direnen Filistinliler ile İsrail birlikleri arasındaki en yoğun çatışmalar ise Beytüllahim, Cenin, Nablus ve Ramallah’ta meydana geldi. Bu arada, Filistinli örgütlerin de yeşil hat içerisindeki bombalı intihar saldırıları devam ediyordu.

12 Nisan 2002’de Kudüs’te bir otobüs durağında El Aksa Şehitleri Tugayına mensup 21 yaşında bir kadın militan çanta içinde taşıdığı bombayı patlattı. Saldırıda, 6 kişi ölürken, 106 kişi yaralandı.

7 Mayıs 2002 saat 2300 sıralarında, Tel Aviv’deki bir kulübe giren 28 yaşındaki bir Hamas militanı, çantasındaki bombayı patlattı. Saldırıda 16 kişi öldü ve 55 kişi yaralandı.

19 Mayıs 2002’de, Netanya’da bir Pazar yerinde, İsrail askerî kıyafeti giymiş 18 yaşında bir Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)  militanının üzerindeki bombayı patlatmasıyla 3 kişi öldü, 59 kişi yaralandı. 

Harekât, ocak ayından beri Ramallah şehrindeki karargahında fiilen hapis hayatı yaşayan Arafat’ın İsrail hükümetince öldürüleceğine dair açıklamalar ve özellikle İngiliz basınında Cenin mülteci kampında binlerce kişinin öldürülerek gizlice toplu mezarlara gömüldüğüne dair haberler nedeniyle dünya kamuoyunun gündemine oturdu. Daha sonra BM gözetiminde yapılan incelemelerde toplu ölümlere dair haberlerin gerçekleri yansıtmadığı belirlendiyse de bu söylentiler, İsrail üzerinde bir baskı unsuru oluşturdu. Çatışmaların durdurulması için harcanan yoğun diplomatik çabalar ve baskılar sonucunda İsrail, işgali kademeli olarak sona erdirdi. Tüm harekât boyunca BM kaynaklarına göre çoğunluğu sivillerden oluşan 497 Filistinlinin öldüğü ve 1447 kişinin yaralandığı tahmin edilmektedir.

İsrail hükümeti, Nisan-2002’de çok tartışılacak bir karar alarak, intihar eylemcilerinin yeşil hat içine girişlerini engellemek için bir “güvenlik duvarı” inşa etmeye karar verdi ve inşaat haziran ayında başladı. Aynı zamanda, bombalı intihar saldırıları da başladı. Haziran ayındaki patlamalarda 34 kişi öldü, 200’e yakın kişi yaralandı ve  İsrail ordusu bir kez daha B. Şeria’yı işgâl etti. Buna rağmen temmuz ayındaki 4 saldırıda 31 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı. 

İsrail’in nisan ve haziran aylarındaki operasyonlarda bombalı intihar saldırılarına yönelik teşkilatlanmaları çökertmesi, bir çok bilgi ve belgeyi ele geçirmesi, iyi bir istihbarat ağı kurması ile bombalı intihar saldırılarının önceden belirlenmesi ve eylemcilerin yakalanmasında gelişme sağlandı. Bu nedenle eylem sayısında ağustos-2002’den itibaren bir azalma görüldü ise de patlamalarda meydana gelen ölümler ve yaralanmalar ciddiyetini korudu. Bundan sonraki süreçte, 2003-mayıs ayında meydana gelen 6 saldırı dışında aylık eylem yoğunluğu 3-4 arasında seyretti. 

ABD, AB, Rusya ve BM tarafından ortaklaşa hazırlanan ve kamuoyuna 17 Eylül 2002 tarihinde açıklanan yol haritasının birinci aşamasında, Filistin yönetiminin gerilla ve terörist saldırıları durdurması ve illegal silahların toplanması ön görülüyordu. Bu kapsamda, yeni Filistin başbakanı Mahmud Abbas’ın geçici bir ateşkesin ilân edilmesi ve İsrailli sivillere yönelik saldırıların durdurulması için taraflar nezdinde başlattığı çalışmalar haziran 2003’te sonuç verdi. El Fetih 6 ay, Filistin İslâmî Cihat  ve Hamas 3’er ay İsrail’in Filistinlilere saldırmaması halinde eylem düzenlemeyeceklerini ilân ettiler. El Aksa Şehitleri Tugayı ise bu karara katılmadı.  

29 Haziran 2003’ten itibaren başlayan bu durum, 12 Ağustos’ta 17 yaşındaki bir El Aksa Şehitleri Tugayı militanının düzenlediği bombalı intihar saldırısı ile tehlikeye girdi. İsrail’in Nablus yakınlarındaki bir mülteci kampına tanklar ve zırhlı araçlarla girerek  4 kişiyi öldürmesi ve Hamas liderlerinden birini El Halil’de camide çıkarken vurması üzerine 19 ağustos 2003’de, ağlama duvarındaki ibadetlerinden dönen Yahudilerin bindiği bir otobüste Filistin İslâmî Cihat’a mensup 29 yaşında, evli ve iki çocuklu, Yahudi din öğrencisi kılığında bir militanın düzenlediği saldırı sonucu 23 kişi öldü ve 115 kişi yaralandı.

Bu saldırı üzerine, İsrail ordusu B. Şeria’ya girerek Nablus, Tulkarim ve Cenin şehirlerini kuşattı. Yüz günden fazla süren kuşatmalarda, 60’dan fazla iş yeri buldozerlerle yıkıldı. Operasyon sonucunda saldırıya adı karışan Hamas militanları yakalandı veya öldürüldü. Ancak, bombalı intihar saldırıları bundan sonra da devam etti.  

8 Eylül 2003’te, Kudüs’teki bir kafeteryaya giren 22 yaşındaki Hamas militanının düzenlediği bombalı intihar saldırısında 7 kişi öldü, 70’den fazla kişi yaralandı. 

4 Ekim 2003’de, Yahudilerin kutsal günlerinden biri olan Yom Kipur gecesi, Hayfa’da bir restorana giren İslâmî Cihat’a mensup 29 yaşındaki bir kadın militanın düzenlediği bombalı intihar saldırısı sonucu 21 kişi öldü, 60’dan fazla kişi yaralandı.

2004 yılında da bombalı intihar saldırıları devam etti. Şubat ayında Ariel Şaron, Gazze’den çekilme plânını açıkladı. 22 Şubat 2004’te, Kudüs’te okul çocuklarını taşıyan bir otobüste El Aksa Şehitleri Tugayına mensup 23 yaşındaki bir militan, yolcuların sayısının artmasını bekledikten sonra üzerindeki bombayı patlattı. Patlamada 8 kişi öldü ve 11’i çocuk olmak üzere 60’dan fazla kişi yaralandı. İsrail, misilleme olarak Gazze Şeridinde düzenlediği operasyonlarda 70 Hamas militanını öldürdü.

22 Mart 2004’de de Hamas’ın ruhani lideri Şeyh Ahmed Yasin taarruz helikopteriyle yapılan roketli bir saldırıda öldürüldü. Çılgına dönen Hamas örgütü, saldırının intikamının çok şiddetli alınacağını açıkladı ve bir çoğu başarısız olan intihar saldırıları düzenledi. Şeyh Ahmed Yasin’in yerine geçen, Hamas’ın kurucularından Rantısi de 17 nisan’da helikopterden atılan füzelerle öldürüldü.

El Fetih’in, FKÖ’nün ve Filistin Otoritesinin lideri, tüm eleştirilerine rağmen Filistinlilerin vazgeçilmez lideri Yaser Arafat, 11 Kasım 2004’de Paris’te vefat etti.  Yerine İsrail’le sorunların görüşmelerle çözülmesini savunan Mahmud Abbas seçildi.

Şubat ayında, M.Abbas ve A.Şaron, Şarm el-Şeyh’de bir araya geldi ve çatışmaların sona erdiğini belirten bir açıklama yaptılar. Hamas ve Filistin İslâmî Cihat başlangıçta anlaşmayı tanımadıklarını ilân etse de, bir süre sonra M. Abbas’ın çabalarıyla ateşkese uyacaklarını açıkladılar. Ancak, ateş kes ilanına rağmen, bombalı intihar saldırıları aralıklarla devam etti. 

Reklamlar
Bu yazı Devlet Terörü, Din Kaynaklı Çatışmalar, Şehir Gerillası, İntihar Saldırıları, İşgale Karşı Direniş Hareketleri içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s