İran’da intihar birlikleri ve intihar saldırılarının yaygınlaşması

1980 yılında başlayıp 8 yıl süren ve sonunda kimsenin galip gelmediği İran-Irak savaşı intihar saldırılarının klâsik muharebelerde kullanılmasına dair on binlerce örnekle doludur.

İran lideri Şah Rıza Pehlevi döneminde ülkede başlayan hoşnutsuzlukların sebep olduğu toplumsal olayların kontrolden çıkması sonucu, 1979 Ocak ayı ortalarında Şah ve diğer üst düzey yöneticiler ülkeyi terk etmiş, idareyi geçici bir hükümete bırakmış ve ülkede belirsizlik, çok başlılık ve toplumsal bölünme baş göstermişti. Yönetim boşluğu, 1 Şubat 1979’da Humeyni’nin sürgünde olduğu Fransa’dan uçakla İran’a gelmesiyle son bulmuş ve bu andan itibaren Humeyni, İran’ın yeni lideri olmuştu.

Humeyni’nin varlığı, İran’daki toplumsal bölünmeye çare olmamış ve iç kargaşa bir süre daha devam etmişti. Bu bölünme ve iç kargaşa ortamından faydalanmak isteyen Irak lideri Saddam Hüseyin, 1980 yılında, İran’ın petrol sahalarını ele geçirmek maksadıyla, ordusunu 400 km.lik bir cephede İran’a taarruz ettirdi. Humeyni’nin “Allah’ın bir lütfu” olarak nitelendirdiği bu saldırı, İran halkının Humeyni’nin liderliğinde birleşmesini sağladı.

Irak’ın modern silahlarla teçhiz edilmiş, iyi eğitilmiş ve batı destekli ordusuna karşılık, İran’ın ordusu iki parça halinde (Klasik ordu ve Devrim Muhafızları) eğitimsiz ve tecrübesiz, harp silah ve araçları bakımsız ve çoğu arızalı durumdaydı.

Savaşın ilk yılında, Irak ordusunun taarruzları başarıyla gelişerek Hürremşehir dahil bir çok İran toprağı ele geçirildi. 1981 yılında, İran karşı taarruzu başladı ve ağır gelişmesine rağmen kaybedilen İran toprakları 1982 yılında tekrar ele geçirildi. İran ordusunun artık savaşın bitirilmesi yönündeki ısrarlarına rağmen Humeyni “savaşa devam” kararı verdi.

Yeni askerî strateji; Irak hatlarına hiçbir askerî desteği olmayan insan dalgalarıyla yapılacak taarruzlarla savunma mevzilerinin kırılması esasına dayanıyordu. Bu taarruzları yapacak olanlar intihar birlikleriydi ve bu görev için İran’ın insan sayısı yeterliydi. Önemli olan bu birliklerde görev yapacak kendini ölüme hazır hisseden askerleri bulmaktı.

Pasdaran, bu ihtiyacı henüz okullarda öğrenci olan 12-15 yaş grubundaki, Kerbelâ Olayını mistik bir hava ile anlatarak motive ettiği çocuklardan karşılıyordu. Bu çocuklar, önce kahraman ve daha sonra da şehit olmaları için teşvik ediliyordu ve intihar birliklerine girmeyi kabul etmeyenler korkak, aileleri ise gerçek müslüman olmamakla suçlanıyordu. Şehitliği kabul eden çocukların ailelerine bir aylık işçi maaşına eşit olan 6000 tümen para veriliyordu ve kısa ancak yoğun bir eğitime alınıyorlardı. 

Eğitimin sonunda, bu çocuklar zalim Iraklılara ve onların “şeytani” liderleri Saddam Hüseyin’i yok etmek üzere, boyunlarında cennetin kapısını açmak üzere kullanacakları temsili anahtar ve sırtlarında “İmam Humeyni bana cennete girmek için özel izin verdi” yazılı gömlekler olduğu halde taarruz mevzilerine gönderiliyorlardı.

Taarruz başladığında ön sıralardakilerin tamamı hücum emriyle çekinmeden girdikleri mayın tarlalarındaki mayınların patlamasıyla hemen ölüyor ve geriden gelenler onların üzerine basarak ileriye doğru koşuyorlardı. Iraklıların mayınların patlamasıyla çıkan toz bulutunun içerisine yoğun bir şekilde açtığı makineli tüfek ateşleriyle geriden gelenlerin neredeyse tamamının ölmesiyle intihar taarruzu sona eriyordu ve hemen arkalarından ilerleyen İran tank ve piyade birliklerinin “temizlenmiş” mayın tarlalarından taarruzu başlıyordu.

İran, bu intihar birlikleriyle Irak’a karşı belirgin bir üstünlük sağlayamadı ama, güçlü düşman karşısında savaşan zayıflar için Kerbelâ olayından sonra ikinci bir mistik örnek ortaya çıktı. Bu kanlı ve pahalı tecrübe, İranlıların islamcı direniş hareketlerinde ihraç edeceği en önemli savaş taktiği olacaktı.

İran’ın savaş şartlarında geliştirdiği bu yeni taktik, yine İranlılar tarafından, aynı dönemde İsrail ve ABD gibi kendisinden çok güçlü düşmanları olan Lübnanlı Şii örgütlere de aktarıldı. Şiiler, bu eylem şeklini ABD, Fransız ve İsrail hedeflerine uyguladılar. Lübnanlı diğer örgütler de Şiilerden aldıkları derslerle İsrail hedeflerine ve işbirlikçi Lübnanlılara karşı intihar saldırıları düzenlediler. İsrail, ABD ve Fransa aynı dönemdeki siyasi gelişmelerin de etkisiyle Lübnan’daki güçlerini geri çekmek zorunda kaldılar ve bu geri çekilmelerin sağlanmasında intihar eylemlerinin birinci role sahip olduğu kanaati ortaya çıktı.

Lübnanlıların sağladığına inanılan bu başarılar önce Sri Lanka’daki Tamil Gerillaları (LTTE) tarafından örnek alındı. Daha sonra, Filistinlilerin Lübnan’da sürgünde bulunan militanları bu taktik konusunda Hizbullah’tan etkilendiler. Dünya kamuoyunda büyük yankılar yaratan Filistinlilerin İsrail işgaline direnişinde intihar saldırılarına tüm dünya şahitlik etti. Hindistan’ın güneyinde adı kaçak çay ile anılan Seylan (Sri Lanka) adasında Tamiller tarafından intihar saldırıları için yeni taktikler geliştirildi. El Kaide, ilk sansasyonel eyleminde intihar saldırısını kullandı. Çeçenler, Keşmirli örgütler, PKK, sıkıştıkları noktada intihar saldırılarına başvurdular. Iraklılar üstün Amerikan güçleri karşısında ve kendi aralarındaki çatışmalarda intihar saldırılarını bolca kullandılar. Afganistan’da Taliban NATO kuvvetlerine karşı intihar saldırıları icra ederek ülkedeki kontrolü yeniden ele geçirmeye çalışmaktadır.

İntihar saldırıları ile, yüzyıllardır emperyalist güçlerin baskısı altında yaşadıklarını düşünen fakir toplumlar, atom bombalarından, bombardıman uçaklarından ve devasa ordularından korktuğu batılı ordulara zor anlar yaşatmanın “zevkine” varmışlardır.

El Kaide örgütü, intihar saldırılarını ulaşılamaz noktalar olarak kabul edilen bir çok hedefi, en şiddetli ve tahmin edilemez yöntemlerle ve kısıtlı kaynaklarla imha edilebileceğini gösterdi. Irak’ta başlayan ABD işgali, Afganistan’daki NATO operasyonları intihar saldırıları ile sekteye uğradı ve batı dünyasının ezici güçlerle ve çok yüksek maliyetlerle ulaştığı noktalarda birkaç militandan oluşan eylem timleriyle zor durumda kaldığı görüldü.

Günümüzde, zayıfların silahı olarak genel kabul gören intihar saldırıları, batılı toplumlarda en küçük bir saldırı olasılığının dahi paranoya oluşturduğu belki de en etkili bir psikolojik savaş vasıtası haline de gelmiştir.

Bu yazı Asimetrik Savaş Genel, İntihar Saldırıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s