Japonların Kamikaze taktiği

Klasik savaş ortamlarında askerlerin kendilerini feda ederek ölümle sonuçlanacak taarruzlara kalkışması sıkça rastlanan bir olgu ise de, karşı tarafın hiç beklemediği yer ve zamanda gerçekleşerek, şok ve baskın etkisi yaratan intihar saldırıları, Haşişilerden 900 yıl sonra, bu sefer düzenli orduların savaş alanında Japonların Kamikaze saldırılarıyla kendisini göstermiştir.

“İntihar saldırısı” veya “ülke ve imparator için savaşta hayatını seve seve feda etmek” düşüncesi Japon Savaş Kültüründe sürekli var olan bir olguydu. Kamikaze’lerin ilk saldırısına kadar bu olgu bireysel bir fedakârlık olarak görülmüş, hiçbir zaman organize ve toplu bir eylem biçimi olarak kullanılmamıştı.

Pearl Harbour saldırısıyla İkinci Dünya Savaşına ABD karşısında giren Japonya, baskın etkisiyle kazandığı stratejik üstünlüğü 1942 yılında ABD donanmasının Pasifik harekât alanına girmesiyle önemli ölçüde kaybetmişti. Aynı yıl Midway Savaşında aldıkları yenilgiyle Japonlar artık kaybedeceklerini anlamışlardı ve savaşı Japon ana karasından uzak tutmaktan başka bir şey düşünmüyorlardı.

ABD’nin 1943 ve 1944 yıllarında yeni savaş uçaklarını ve gemilerini devreye sokması ve Japonların en önemli deniz ve hava üslerinden olan Saipan’ı ele geçirmesiyle, buradan havalanan B-29 ağır bombardıman uçakları Japon ana karasını vurmaya başlamışlardı.

Ekim 1944’te Müttefiklerin bir sonraki hedefi olan Filipinler’i işgal harekâtı başladı ve Manila’daki Japon uçaklarına Japon gemilerini koruma görevi verildi. Japonların bu görevi verdiği uçakların sayısı sadece 24 muharip uçaktı. 1944 yılının ortalarında bazı Japon pilotları verdikleri ferdî kararlarla üç ayrı Amerikan gemisine intihar dalışı yapmışlardı. Bu ferdî saldırılar, kısıtlı kaynaklarla umutsuzca savaşmaya çalışan Japon komutanlara ilham verdi ve klâsik yöntemler yerine bir intihar birliği oluşturdular.

İlk organize Kamikaze saldırısı 21 Ekim 1944’te Avustralya Filosunun Sancak Gemisine yapıldı. Müteakip günlerde de Amerikan ve İngiliz gemilerine yapılan saldırılar müttefikler üzerinde şok etkisi yaptı. 

Japonlar ise, “büyük bir başarı” olarak gördükleri bu uygulamayı genişletmeye karar verdiler. Hem deniz hem de kara kuvvetlerinin hava birliklerinde oluşturulan özel hücum birliklerinin isminin başına, mitolojilerindeki Moğol donanmasını batıran tanrının rüzgarı “Kamikaze” ismini eklediler. Bu birliğin personeli için özel üniformalar, armalar ve flâmalar kullanıldı. Kamikaze görevleri için uçaklar (kamikaze), tek kişilik torpidolar (kaiten), sürat tekneleri (Shinyo) ve denizaltılar (koryu), inşa edildi. Hava, kara ve deniz araçlarının yanısıra balıkadam (Fukuryu) ve üzerine patlayıcı yerleştirilmiş piyade erleri (Nukaku) görevlendirildi ve savaş alanlarında kullanıldı.

Müttefik askerleri ilk defa Kamikaze saldırısı ile karşılaştıklarında tam bir şok yaşamışlar ve böyle bir fedakârlığın arkasındaki mantığı anlayamadıklarından Kamikaze pilotlarını “beyni yıkanmış fanatikler” olarak nitelendirmişlerdir. Ancak Japon kültüründe yüzyıllardır aile, toplum ve vatan uğruna intihar etmek “asil bir davranış” olarak kabul ediliyordu.

Kamikaze pilotları başlangıçta, doğrudan verilen emirlerle atanıyorlardı. Bir süre sonra, pilotlardan bu görevlere gönüllü olup olmadıklarını soran bir form dağıtılmaya başlandı ve pilotların bir çoğu gönüllü olduklarını beyan ettiler. Japon ordusu, Kamikaze görevleri için hiçbir zaman pilot sıkıntısı çekmedi. İhtiyaç duyulan Kamikaze pilotu sayısının üç katı olan 20.000 gönüllü görev almak için sıra bekliyordu.

Japonların yetişmiş muharip pilotları Kamikaze görevlerinde kullanılması yerine 2-3 ay gibi çok kısa bir eğitimden geçirdiği pilotları görevlendirilmesi hava muharebeleri esnasında müttefiklerin usta pilotları tarafından kolayca avlanmalarına, Kamikaze uçaklarının genellikle eski model ve ekonomik ömrünü tamamlamış uçaklardan seçilmesi nedeniyle, görev bölgesine uçuş esnasında arızalanarak geri dönmelerine, mecburî iniş yapmalarına veya düşmelerine sebep olmaya başladı.

Ayrıca, müttefik gemilerinin Kamikaze saldırılarına karşı hava savunma silahlarına ağırlık vermeleri ve saldırıları karşılamak için uçak gemilerinden havalanan önleme uçaklarını kullanmaları nedeniyle Kamikaze uçakları ağır zayiat vermeye başladılar. Savaşın sonuna kadar toplam 4000’e yakın Kamikaze pilotu hayatını kaybetti. ABD kaynaklarına göre, Kamikaze görevleri ile batan gemi sayısı 34, hasara uğrayan gemi sayısı 368, ölen denizci sayısı 4900, yaralanan denizci sayısı ise 4800’dü. 

Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra, El-Kaide militanlarının Kamikaze saldırılarından ilham aldıkları öne sürülmüş ve Kamikaze hayranları ile gazileri “Kamikaze saldırıları sadece askerî hedeflere yönelikti” diyerek buna şiddetle karşı çıkmışlardır. Ancak, savaşta sivillere yönelik zalim davranışlarıyla ünlü o zamanki Japon ordusunun, karşı taraftan sadece askerî hedeflere ulaşabilecek bir coğrafyada bulunmasının bunu engellediği aşikardır. 1980’li yıllarda başlayan intihar saldırılarında Japonların özellikle “vasıta” olarak ilham kaynağı oldukları tartışmasız bir gerçektir. İntihar saldırılarında uçakların kullanılmasına Kamikaze’nin, üzerilerine bomba yerleştirilmiş intihar komandolarının kullanılmasına Nikaku’nun, sürat teknesi ile yapılan saldırılara Shinyo’nun ilham verdiği gayet ortadadır.

Bu yazı Asimetrik Savaş Genel, İntihar Saldırıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s