İntihar Eylemlerinde Kullanılan Silahlar

Bombalar, örgütlerdeki bomba uzmanları tarafından hazırlanmaktadır. Bu uzmanlar, genellikle, örgütlere destek sağlayan ülkeler veya teşkilatlar tarafından yetiştirilmekte ve örgütler arası dayanışma ve işbirliği ile sayıları artmaktadır.

Soğuk savaş döneminde çok kısıtlı sayıda kişinin vakıf olduğu patlayıcı madde bilgisi, günümüzde internet ortamında rahatça bulunabilmektedir. Özellikle El Kaide bağlantılı örgütlerin şifre korumalı sitelerinde çeşitli ev yapımı bombaların hazırlanması için gerekli malzemeler, bu malzemelerin piyasada hangi formatlarda bulunabileceği ve işlemler, adeta yemek tarifi gibi ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Örgütler, militanlarına dağıttıkları eğitim ders notlarında basit bomba yapımı için gerekli malzeme ve teknikler için yeterli bilgileri vermektedir. Örgütlerin yanı sıra, internet ortamında bir çok resmî devlet sitesinde patlayıcı madde formülleri açıklayıcı bir şekilde “ihtiyaç sahiplerinin hizmetine sunulmaktadır”.

Diğer bir ifadeyle; örgütlerin bombacı bulmak konusunda herhangi bir sorunları bulunmamaktadır. İntihar eylemi timinin kilit noktalarından birisi olan ve genellikle “mühendis” adıyla anılan bombacı militanların etkisiz hale getirilmesi, eylemlerin sekteye uğraması veya azalması için yeterli olmamaktadır. 

Bombanın 5 ana parçası; infilâk için gerekli paylayıcı madde, patlayıcı maddenin yerleştirildiği muhafaza, infilâkı başlatan başlatıcı, başlatıcının ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayan güç kaynağı ve akım devresini kontrol eden anahtardır.

Muhafaza, güç kaynağı ve anahtar görevi yapabilecek malzeme sayısı sınırsızken, klasik fünyeler ve ampul gibi ani ve şiddetli enerji yayan eşyalar başlatıcı olarak kullanılabilmektedir. Bombayı bomba yapan patlayıcı maddelerin bulunması ise, örgütlerin eylem alanlarının hasım tarafça ne kadar kontrol edilebildiğine ve patlamamış mermi ve mayın gibi mühimmatın ortamdan elde edilebilme derecesine bağlıdır.

Üretim şekillerine göre standart tip ve ev yapımı olarak iki çeşit patlayıcı madde bulunmaktadır.

Standart üretim tezgâhlarında, önceden belirlenmiş usullere bağlı kalınarak, uzman kişilerce üretilen, depolanması, dağıtılması ve kullanılması kontrol altında olan patlayıcılar standart tip patlayıcılar olarak bilinmektedir.

Bu tür patlayıcıların birinci dünya savaşından beri en yaygın olarak kullanılanı TNT (trinitrotoluen) adıyla bilinmektedir. Sürtünmeye ve diğer dış etkilere karşı emniyetli olan TNT, uzun süre her türlü bomba ve mühimmatın ana patlayıcı maddesi olarak kullanılmıştır. TNT, halen tüm patlayıcı maddelerin infilâk şiddeti için bir ölçüm kriteridir. İnfilâkı için öncel bir patlamaya ihtiyaç duyulduğundan “sağır” patlayıcı olarak sınıflandırılan TNT, 80 derecede sıvılaşmakta, bu özelliği ile mermi ve patlayıcı karışımı imâlatında güvenle kullanılabilmektedir.

İkinci dünya savaşı sırasında, İngilizler tarafından, TNT kadar güvenli, fakat ondan “daha az sağır” bir patlayıcı olan RDX (Research Department eXplosive) maddesi de kullanılmaya başlandı. RDX, günümüzde de bir çok bombanın ana patlayıcısını oluşturan bir baz madde olup, diğer kimyasallar ve patlayıcılarla belirli oranlarda karıştırılması ile çeşitli rumuzlarla yaygın olarak bilinen patlayıcı maddeler elde edilmektedir. Bu patlayıcılar;

• A3; %91 oranında RDX bazlı olup, kara mayınlarında ve omuzdan atılan ve halk arasında “bazuka” diye bilinen tanksavar roketlerinde kullanılmaktadır.

• B; %60 RDX ve %40 TNT karışımı olup, kara mayınlarında, roket ve füzelerde bulunmaktadır.

• C2 ve C3; yaklaşık %75 civarında RDX içeren formüllerle üretilmekte ve roketlerde bulunmaktadır.

• C4; %91 RDX ve elastikî hale gelmesini sağlayan kimyasallar ile patlama sonrası iz sürülmesini sağlayan işaretleyici maddelerden oluşmaktadır. Her türlü şekle sokulabilmesi, kokusuz olması, depolama ömrünün çok uzun olması, su altında kullanılabilmesi ve X-ray cihazlarında gıda malzemesi gibi görülmesi nedeniyle çok çeşitli maksatlar için kullanılabilmektedir. İnfilâkı için öncel bir patlama gerektiğinden, ateşe atıldığında veya hafif silahlarla vurulduğunda patlama gerçekleşmez.

• SEMTEX; RDX ve PETN karışımı, Çek yapısı, plastik patlayıcı özelliklerinde, kokusuz ve çok güçlü bir patlayıcıdır. Her türlü şekle sokularak, paket, mektup vb. bombalı eylemlerde örgütler tarafından tercih edilmektedir.

Ev yapımı patlayıcılar ise, normal olarak insanî maksatlarla üretilmiş kimyasal maddelerin, standart dışı üretim yöntemleriyle uygun miktarlarda kullanılarak, kimyasal reaksiyona sokulmasıyla elde edilen maddelerdir.

Bu maddelerden örgütlerce en yaygın olarak kullanılanı TATP sembolüyle bilinen TriAsetonTriPeroksit maddesidir. TATP, eczanelerden ve marketlerden elde edilebilecek aseton, hidrojen peroksit (antiseptik) ve sülfürük asit (akü asidi) gibi maddelerin oda sıcaklığında uygun miktarlarda karıştırılarak belli bir ısıyı aşmamasını sağlayarak çok ilkel koşullarda dahi üretilebilmektedir. Bu işlemler sonucunda toz şekere benzer bir kıvama gelen TATP, istenilen muhafaza içine yerleştirilebilmektedir.

Ancak, ham maddesinin bulunabilmesindeki bu kolaylığa rağmen, kimyasal işlemleri aşırı derecede tehlikeli olan TATP’nin depolanması ve taşınması da bir o kadar tehlikelidir. TATP, sürtünmeye, ısıya ve darbe etkisine karşı da hassas olup, taşınma ve depolama sırasında patlama riski bulunmaktadır. Üretiminden hemen sonra kullanılması gerekmekte, aksi takdirde katı halinden gaz haline geçmekte ve toksik gaz olarak çevreye yayılmaktadır.

Hamas militanlarından 40 kadarının bu maddenin imal edilmesi ve taşınması sırasında meydana gelen patlama sonucu öldüğü iddia edilmektedir. Bu nedenlerle TATP, örgütlerin jargonunda “şeytanın anası” olarak anılmaktadır.

Bu tehlikelerin yanı sıra, bomba köpekleri ve detektörleri tarafından tespit edilememesi, TATP’yi örgütler için cazip hale getirmektedir. Ayakkabı bombası olayı olarak bilinen terör girişiminde eylemcinin, ayakkabı içinde kolayca uçağa soktuğu TATP’yi başlatıcı olarak kullandığı ve sürtünme sonucu meydana gelecek patlama ile ayakkabı topuğuna gizlediği 100 gr. kadar plastik bombayı patlatmayı hedeflediği görülmüştür. Eylemci, oturduğu koltukta ayakkabı topuğundaki TATP’yi sürtünme yoluyla patlatmaya çalışırken yakalanmıştır.

Yaygın olarak kullanılan diğer bir ev yapımı patlayıcı ise, ANFO olarak bilinen ve gübre (Amonyum Nitrat) ile dizel yakıtının (Fuel Oil) karışımından elde edilen maddedir. ANFO, başka bir patlama gerektirmesine rağmen çok miktarlarda kullanıldığında ağır yıkıcı bir etki yaratabilmektedir.

İntihar eylemi düzenleyen örgütlerin bombalarda kullandığı ana patlayıcı madde genellikle ev yapımı patlayıcı maddeler olup, örgütün eylem alanının özelliğine göre kullanılan patlayıcı tipleri de değişkenlik göstermektedir. Filistinliler, İsrail’in sıkı sınır kontrolü nedeniyle standart patlayıcıları yeteri kadar bulamadıklarından ev yapımı patlayıcılara ağırlık vermişler, Çeçenler ise Ruslardan ele geçirdikleri veya satın aldıkları askerî tip bombaları ve bunlardan elde ettikleri standart patlayıcıları kullanmışlardır. El Kaide militanları, eylem yapılacak ülkenin durumuna göre patlayıcı tiplerini seçmişlerdir.

Ana patlayıcı ne olursa olsun, eylemde çevreye azami oranda zayiat verdirilmesi için patlayıcılar çivi, hurda metal parçası, cıvata, somun ve bilye gibi malzemelerle takviye edilmiştir. En çok kullanılan takviye malzemesi ise, 3-7 mm çapındaki çelik bilyeler ve inşaat çivileridir.

Bu düzenek, küçük miktarda patlayıcı kullanılması halinde dahi, dört bir yana yüzlerce mermi fırlatan öldürücü bir silâh haline gelerek bombalı intihar saldırılarındaki zayiatın %90’ına sebep olmuştur.

Patlayıcı maddelerin infilakını sağlayan patlatma düzenekleri de, örgütlerin eylem alanı özelliklerine ve örgütün profesyonel dış destek alma imkânları ile doğru orantılıdır. Her iki faktörde dezavantajlı olan örgütlerin patlatma düzeneklerinde ilkel yöntemlerin kullanıldığı, kaynakları daha bol olan örgütlerde ise daha karmaşık sistemlerden faydalanıldığı görülmektedir. 

Lübnan’da, birkaç olayda sürücünün öldürülmesine rağmen aracın patlaması, saldırının uzaktan komutalı patlayıcı maddelerle yapıldığını akla getirmektedir. Sürücünün ölüme çok yakın olduğunu ve hedefteki silahlı askerlerin ateş açmasının muhakkak olduğunu bilmesi nedeniyle içinde bulunduğu psikolojik durumun eylemin başarısını tehlikeye atabileceği, bu nedenle hazırlık aşamasında örgütün tedbir almış olması kuvvetle muhtemeldir. Uzaktan komutalı patlayıcı madde düzeneğinin varlığı da doğal olarak profesyonel bir örgütten eğitim ve malzeme desteği alındığının en önemli göstergesidir.

Saldırıda kullanılmak üzere Güney Lübnan’da ele geçirilen bir araçta, biri manuel olarak patlamayı sağlayan, diğeri motorun çalıştırılmasından sonra harekete geçirilen ve motorun durması ile patlamayı gerçekleştirecek şekilde tasarlanmış çift komutalı bir düzenek bulunmuştur.

Filistin’de tetikleyici olarak, genellikle elektrik ampulleri kullanılmış ve pille beslenen düzeneklerle ateşleme sağlanmıştır. Patlatma mekanizması olarak uzaktan komutalı düzeneklerin kullanıldığına dair bir emare tespit edilememiş, birkaç olayda eylemcinin avuç içinde taşıdığı manyetolu çakmağa benzer bir düzeneği harekete geçirerek, birkaç olayda ise eylemcinin ani bir baş hareketiyle bombayı patlattığı tespit edilmiştir.

İntihar saldırılarında bombanın hedefe ulaştırılmasında tüm örgütlerin en çok kullandığı yöntem, bombaların eylemcinin üzerine kemer veya yelek şeklinde tasarlanmış ilave düzeneklerle veya doğrudan vücuda sarılarak yerleştirilmesidir. Kemer kullanıldığında 5-7 kg., yelek kullanıldığında ise 10 kg. kadar patlayıcı kullanıldığı belirlenmiştir. 

Her iki yöntemde de eylemcilerin, üzerlerindeki düzenekleri saklamak için bol giysiler giydikleri, mevsim şartlarına uygun olmayan kalın kıyafetler kullandıkları, kadınların kendilerine hamile süsü verdikleri, erkeklerin ise şişman görünmeye gayret ettikleri görülmüştür. Özellikle, yerel kıyafetlerin bol kesimli olduğu güney doğu Asya bölgesinde kadın eylemciler kendilerini rahatça gizleyebilmişlerdir. Filistinli eylemcilerin bazıları, İsrail’de bir çok ayrıcalığı olan Musevi din adamı veya din öğrencisi kıyafetini kullanmışlardır.

Hedefin özelliğine göre bombanın şüphe çekmeyecek şekilde başka eşyalar içine yerleştirildiği de görülmüştür. El Kaide’nin Ahmet Şah Mesut’u öldürdüğü olayda, bomba kamera içine yerleştirilmiştir. 22 Aralık 2001 Miami Uçağında Ayakkabı Bombası Olayı olarak bilinen olayda bomba, eylemcinin ayakkabısının topuğuna gizlenmiştir. Filistinli bir eylemci ise, turist gibi giyinerek, bombayı gitarının içine yerleştirmiştir.

Diğer bir yöntem ise, patlayıcıların el çantası, evrak çantası, sırt çantası veya valiz gibi eşyalar içine yerleştirilmesidir. Bu durumda kullanılan patlayıcı miktarı çantanın büyüklüğüne göre 20 kg.a kadar çıkmaktadır. Bu durumda da takviye malzemesi kullanıldığı gibi, çanta içine havan mermileri veya el bombalarının yerleştirildiği görülmüştür.

Eylemciler, içine bomba yerleştirilmiş çantaları giydikleri uygun kıyafetlerle saklamaya çalışmaktadırlar. Bomba yüklü bir spor çantası taşıyan eylemci spor kıyafeti, el çantası taşıyan eylemci ise iş adamı gibi giyinmeye özen göstermiştir.

İntihar saldırılarında otomobil en çok tercih edilen vasıtayken, minibüs, kamyon, bisiklet, eşek arabası gibi değişik vasıtalar da kullanılmıştır. Otomobil kullanıldığında araca 50-100 kg. arasında patlayıcı yerleştirilmiş, patlayıcının benzin dolu bidonlar, ağır silâh mühimmatı ve el bombaları ile takviye edildiği görülmüştür.

Kamyonla düzenlenen eylemlerde, genellikle kapasiteye bağlı olarak, 1 tondan başlayarak 10 tona kadar patlayıcı madde kullanıldığı görülmüştür. Kamyonlara patlayıcı dışında takviye edici madde konulduğuna dair bir emareye rastlanmamıştır.

Örgütler, araçlı saldırılarda da çeşitli aldatma tedbirleri uygulamışlardır. En yaygın yöntem, askerî araç veya polis aracı kullanılması veya aynı modeldeki bir aracın görüntüsünün askerî araca çevrilmesidir. Filistinlilerin, ambulansları yaya eylemcilerin taşınmasında kullandığı görülmüştür. 

Su üstü hedeflerine karşı kullanılan deniz araçlarında en çok sürat motorları tercih edilmiş, zaman zaman balıkçı tekneleriyle veya dalgıçlarla intihar saldırısı düzenlendiği görülmüştür. Bu yöntem ilk defa LTTE tarafından kullanılmış, daha sonra el Kaide ve Filistinli örgütler de birkaç eylemi sürat teknesi ile gerçekleştirmiştir. El Kaide, USS Cole gemisine ve Yemen’de bir Fransız petrol tankerine yönelik intihar saldırısında sürat teknesi kullanmıştır.

Uçaklar, özellikle el Kaide bağlantılı örgütlerin intihar eylemleri için en çok kullanmak istedikleri yöntemin başında gelmektedir. Ancak, el Kaide sadece 11 eylül saldırılarında bunu başarabilmiş ve şok etkisi yaratmıştır. Hava vasıtaları olarak yolcu uçakları tercih edilmekte ve uçaklarda bulunan yakıtın patlama özelliğinden istifade edilmektedir. Birkaç olayda küçük kapasiteli uçaklara bomba yüklenmesi girişimi görülmüştür. 

Beyrut’taki 1983 yılındaki ilk saldırılardan sonra ABD gemilerine yönelik olarak uçakla intihar saldırısının olacağına dair haberler alınmış ve emniyet tedbirleri en üst düzeye çıkarılmış, ancak saldırı gerçekleşmemiştir.

Reklamlar
Bu yazı Teröristlerin Silahları, İntihar Saldırıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s