İntihar Eylemlerine Karşı Alınan Tedbirler

Lübnan’da İsrail’in aldığı tedbirler

İsrail Ordusu, intihar eylemlere karşı ilk fizikî tedbir olarak, hedef durumundaki binaların ön taraflarındaki giriş yollarını ağır engellerle kapatarak girişleri kısıtladılar ve araçların kışla nizamiyelerine belli bir mesafeden daha yakına yaklaşmalarına müsaade etmediler, buna aykırı hareket edenleri de hiçbir ikaza dahi gerek duymadan öldürdüler. Konvoylarda ise araçların aralarındaki mesafeler patlamada tek araç hasar görecek şekilde artırıldı.

İntihar eylemcilerinin bomba yüklü araçları tek başına kullandıklarının anlaşılması üzerine “tüm araçlarda asgari iki kişinin bulunması” zorunlu hale getirildi. Hizbullah’ın buna karşılık intihar eylemcisi sayısını ikiye çıkarmasına rağmen eylemci kadrosunu oluşturmada zorluklar yaşamaya başladığı değerlendirilmektedir.

İsrail, 1982 yılında işgal ettiği topraklardan 1985 yılı başlarında Lübnan’ın güneyinde kendi sınırlarının ötesinde oluşturduğu “güvenlik bölgesine” kadar çekildi. İsrail’in kademeli olarak geri çekilmesi ve muhtemel eylem hedeflerinin korunma tedbirlerinin artırılması intihar eylemlerinin hedefler üzerinde beklenenden daha az zayiata sebep olmasına, bazı saldırılarda Lübnanlı sivillerin de zarar görmesine yol açtı. 1986 yılının Nisan ve Kasım aylarında Güney Lübnan’da icra edilen 15 intihar saldırısında 7 SLA askerî ölmüş, az sayıda İsrail askerî ise yaralanmıştı. Buna karşılık, aynı saldırılarda 25 Lübnanlı ölmüş, en az 25 Lübnanlı ise yaralanmıştı.

İsrail yetkilileri de eylemler ve eylemciler hakkında üniversitelerden de istifade ederek derinlemesine incelemeler yaptılar. Bu incelemelerin sonunda; intihar eylemlerinin sadece Şiilere mahsus bir eylem tarzı olduğu ve çok sayıda Şii gencinin intihar eylemleri için gönüllü olduğu ve intihar saldırılarının önlenmesinin imkânsız olduğu gibi önyargıların aslında doğru olmadığı, eylemlerde zarar görenlerin daha çok Lübnanlılar olduğu sonucuna ulaştılar ve bu hususları kullanacak şekilde bazı psikolojik tedbirler geliştirdiler.

Öncelikle, Güney Lübnan’a yönelik yayın yapan ve Şiilerin işlettiği bir radyo istasyonu kurdular. Radyonun yayınlarında yakalanan intihar eylemcilerinin kandırıldıkları ve zorlandıklarına dair itirafları, intihar etmenin İslâm dinince en büyük günahlardan biri olduğuna dair din adamlarının görüşleri yayımlandı. İntihar eylemleri ile ilgili haberlerde sivil zayiatı ön plâna çıkardılar ve eylemlerden halkın daha çok zarar gördüğü temasını işlediler. Bir süre sonra da Şiilerin intihar eylemleri konusundaki fikirleri değişmeye başladı.

Bunun yanında, Şii örgütlerin bir süre sonra diğer gerilla taktiklerinde ustalaşması ve ağır silahlar elde ederek İsrail mevzilerine topçu ateşi açma imkânı kazanmasının da etkisiyle Şii örgütler intihar eylemlerini eskisinden daha az kullanmaya başladılar.

İsrail’in Filistin’de aldığı tedbirler

İsrail, kendisine yönelik saldırıları plânlayan veya emirlerini veren Filistinlileri, hükümet kararı alarak “hedefli öldürme-targeted killing” veya “önleyici infaz-preventive liquidation” adını verdiği yargısız infazlarla saf dışı bırakmayı intihar eylemlerini karar aşamasında engellemek için gerekli görmektedir. Bunun ilk örneği, Hamas’ın bomba uzmanı olan Yahya Ayyaş’ın İsrail ajanlarınca satın alınan en yakınındaki adamının marifetiyle cep telefonuna yerleştirilen 50 gr. patlayıcı ile öldürülmesidir. Hamas’ın ruhanî lideri Şeyh Ahmed Yasin ve kendisinden sonra Hamas’ın liderliğine getirilen Rantisi yine aynı saldırıların hedefi olarak 2004 yılında öldürülmüşlerdir. Ancak, bu durum Filistinli İslâmcı örgütlerin sahip olduğu halk desteğini artırmış ve durumun İsrail’in aleyhine gelişmesine neden olmuştur.

İsrail’in intihar eylemlerini başarısızlığa uğrattığı ikinci nokta ise, eskort timinin hedef bölgesine intikal ettiği aşamadır. İsrail’in işgal altında bulundurduğu Filistin bölgelerindeki tüm yollardaki her türlü hareket İsrail Güvenlik Kuvvetlerinin kontrolü altındadır. Eylemcilerin ele geçirildiği yerlerin başında da yol kontrol noktaları gelmektedir.

İsrail makamlarınca alınan başka bir tedbir ise, intihar eylemcisinin ve diğer ilgili militanların ailelerinin evlerinin yıkılmasıdır. Genellikle örgüt bildirilerinde kimliği açıklanan eylemcinin evine gelen İsrail askerleri, eylemcinin ailesinin oturduğu apartmanı tüm eşyalarıyla birlikte havaya uçurmaktadır. Eylemci ile ilgisi olmayan ancak aynı apartmanda oturanlar veya patlamanın şiddetinden yakındaki evlerde oturanlar da aynı zararı görmektedir. Bu uygulama üzerine, örgütler eylemcinin ismini vermemeye başlasa da, İsrail istihbaratı eylemcileri tespit etmekte bir zorlukla karşılaşmamıştır.

Çok kısa bir süre sonra öleceğini bilen eylemcinin içinde bulunduğu psikolojik durumun gözlenmesi ve eylemcilerle ilgili emarelerin bilinmesi de son dakikalarda bazı hayatların kurtulmasını sağlamıştır. Filistinli intihar eylemcilerinin bazıları eylemden hemen önce şüphe üzerine yakalanarak veya kalabalık bölgelerin girişlerinde durdurularak ya tamamen etkisiz hale getirilmiş, ya da eylemcinin daha ağır zayiata sebep olmayacak yer ve zamanda patlamayı gerçekleştirmesi sağlanabilmiştir. Bu hususta en başarılı uygulamalar; büyük alış veriş merkezlerinin veya kalabalık restoranların girişlerinde güvenlik kontrolü yapan özel güvenlik görevlilerinin dikkatli ve titiz davranmaları sonucu elde edilmiştir. Ayrıca, otobüs sürücülerinin kuşkucu yaklaşımları da bir çok kez eylemcilerin otobüse alınmamasını ve eylemin tamamen veya az zayiatla savuşturulmasını sağlamıştır. Bir çok olayda da, bölge sakinlerinin yabancı kişilere karşı şüpheli yaklaşımları etkili olmuştur.

Tabii bu üç önleyici davranış tarzının uygulanması sadece eylemcilerin tespiti esnasında mı uygulandığı, yoksa Filistinlilerin dış görünümlerinin genetik olarak farklı olmalarından dolayı etrafta dolaşan tüm Arap asıllılara veya esmer tenlilere uygulanan genel bir davranış tarzı mı olduğu başka bir merak konusudur. İsrail’e turist olarak bile gitseniz, eğer esmer tenli iseniz, Ben Gurion hava alanında diğerlerinden daha özel bir muameleye tabi tutulmanız kuvvetle muhtemeldir.

Saldırıların önlenmesinde etkili diğer bir yöntem ise İsrail istihbarat birimlerince yaygın bir istihbarat ağının kurulmuş olmasıdır. Bir çok olayda, eylemcinin bombalarla birlikte yola çıktığı erkenden haber alınmış ve güzergâh üzerinde tesis edilen yol kontrollerinde eylemciler yakalanmış, intihar eylemlerini yönlendiren lider personel veya bombacılar Filistinli işbirlikçiler tarafından yapılan ihbarlarla etkisiz hale getirilmiştir. Ancak bir olayda, İsrail istihbarat ajanları kendilerine çalıştığını düşündükleri Filistinli bir muhbirle buluşma esnasında, muhbirin üzerindeki bombayı patlatması sonucu öldürülmüşlerdir.

İsrail güvenlik birimleri, Filistinli örgütlerle mücadelede istihbarat faaliyetleri kapsamında teknik istihbarat yanında insan istihbaratı (HUMINT) yöntemlerini de yoğun bir şekilde kullandılar. Genel olarak, İsrail’in iç istihbaratla görevli olan teşkilatı “Shin Bet”, dış istihbaratla görevli teşkilatı ise MOSSAD’tı. Bu iki teşkilâta ilave olarak Ordu istihbarat birimi olan AMAN isimli bir teşkilât daha kuruldu.

Bunlara ilaveten, 1987 yılında zamanın Genelkurmay Başkanı olan Ehud Barak’ın emriyle Batı Şeria’da istihbarat faaliyetleri ve gizli operasyonlarla teröristleri avlamakla görevli olarak “Duvdevan” isimli bir teşkilat daha kuruldu. Uygulamada görülen başarı üzerine benzer bir teşkilât da 1988 yılında Gazze Şeridinde “Shimshon ” ismiyle oluşturuldu.

Ordu birliklerine ilave olarak, işgâl altındaki topraklarda görevlendirilen Sınır Birlikleri Komutanlığınca 1990 yılında Ya’mas ismiyle başka bir istihbarat teşkilatı daha kuruldu. Yahudilerin yanı sıra, İsrail vatandaşı olan Bedevilerin, Dürzîlerin ve Etiyopyalıların görev yaptığı tek birlik olan sınır birliklerinin bu yeni istihbarat birimi, etnik grupların sahip olduğu dil ve dış görünüş avantajı sayesinde kısa sürede en etkili teşkilât haline geldi. 1994 yılına kadar Ya’mas, Hamas’ın üst düzey 70 militanını yakaladı ve 50 militanı öldürdü.

Kudüs Emniyet Müdürlüğü de Doğu Kudüs’te faaliyet göstermek üzere 1995 yılında “Gideon” isimli başka bir birim oluşturdu. Bu dört istihbarat teşkilâtı 1988-1995 yılları arasında yerel giysiler içerisinde icra ettiği istihbarat ve operasyon faaliyetleri ile İsrail’in en yoğun birlikleri haline geldiler. Özellikle bombalı intihar saldırısı olaylarından sonra eylem emirlerini veren ve diğer görevleri ifâ eden Filistinlilerin kısa sürede yakalanmasını sağlayan ve sivil kıyafetlerle Filistinliler arasında görev yapan bu birimin ajanları bir çok kez İsrail askerlerinin açtığı ateşlere maruz kalmışlar, bazı olaylarda ölü ve yaralı vermişlerdir.

Filistin Yönetiminin aldığı tedbirler

Barış sürecinin ilk dönemlerinde özellikle 1997-2000 yılları arasında, Filistin polisi ile İsrail güvenlik birimleri arasındaki işbirliği, bombalı intihar saldırısı olaylarının önlenmesinde veya eylem sonrasında sorumluların yakalanması konusunda oldukça verimli sonuçlar veriyordu. İslâmî Cihat örgütünün genel sekreteri Ramazan Şalah Mart-2002’de haftalık el-İntikad dergisine yazdığı bir makalede, bu işbirliğinin Filistin’de İslâmî hareketi çökme noktasına getirdiği, askerî kanadın, mâlî kaynakların ve halk desteğinin neredeyse tamamen kaybedildiğini anlatmıştır.

Aynı dönemde, Hamas ve İslâmî Cihat mensupları ve sempatizanları özellikle İsrail hedeflerine yönelik saldırılardan sonra toplu olarak tutuklanıp, mahkemeye çıkarılmadan aylarca, hatta yıllarca tutuluyordu.

Ancak, İsrail – Filistin ilişkilerinin zayıflaması ve El Aksa İntifadasının başlamasından sonra söz konusu işbirliği sona erdi. El Aksa intifadasının ilk haftalarında Filistin yönetimi bu tutukluları serbest bıraktı.

Filistin yönetimi, bombalı intihar saldırılarının faillerinin yakalanmaması, yakalanan militanların çoğunun yargılanmayarak serbest bırakılması, yargılananların ise caydırıcılığı olmayan hapis cezalarına çarptırılması, intihar eylemcilerinin bizzat Arafat tarafından “şehit” olarak ilân edilmesi gibi nedenlerle İsrail tarafından eylemlerden sorumlu tutuldu.

İntifadanın başlangıcında 20 Kasım 2000’de meydana gelen bir bombalı intihar saldırısı sonrasında Gazze’deki Filistin yönetimine, el-Fetih’e ve terörle mücadeleden sorumlu Filistin Önleyici Güvenlik Servisine (FÖGS) ait tesisler ve bürolar İsrail helikopterleri ve gemileri ile bombalandı.

FÖGS, eski FKÖ militanlarından CIA tarafından eğitilmiş 4500 kişilik terörle mücadele kuvvetiydi ve İslâmî harekete yönelik caydırıcı bir güç olma özelliğindeydi. Ancak, intifadanın ilk günlerinden itibaren bu gücün İsrail’in misilleme operasyonlarında hedef olarak seçilmesi, karakollarının, cezaevlerinin, ve nezarethanelerinin tahrip edilmesi, görevlilerin öldürülmesi Filistin yönetiminin güvenliği sağlama kapasitesinin önce zayıflamasına sonra da ortadan kalkmasına sebep oldu.

Buna rağmen, İsrail’in ve dünya kamuoyunun baskılarının da etkisiyle Filistin Yönetimi bombalı intihar saldırılarına karışanları El Aksa intifadası sırasında tutuklamaya devam etmiştir. Ancak, bu uygulama Filistinliler tarafından tepkiyle karşılanmış, bazı tutuklamalar esnasında halk toplu olarak FÖGS’ne müdahale etmiştir.

28 Kasım 2001’de Arafat, ateş kes ilân ederek Hamas, Filistin İslâmî Cihat ve El Aksa Şehitleri Tugayı militanlarının yakalanması emrini verdi. Ancak, müteakip 4 günde intihar saldırıları devam etti. Arafat olağanüstü hal ilân ederek, ateşkesi ihlâl eden tüm grup ve örgütlerin yasadışı sayılacağını, yasadışı silahların toplaması için emir verdiğini ve son olaylarla ilgili 90 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Hatta, Hamas lideri Şeyh Ahmed Yasin’in tutuklanması için FÖGS’ne emir verdi ama Hamas militanlarının silahlı direnişi nedeniyle bu emir gerçekleştirilemedi. Ancak, aynı zamanda İsrail hükümeti aldığı bir kararda Arafat’ı teröre destek vermekle suçlayarak, başbakanı Filistinlilere yönelik askerî operasyonları genişletmek üzere yetkilendirdi. İsrail birlikleri iki gün süreyle Ramallah’taki Filistin yönetimine ait karargâhı, FÖGS’ne ait Gazze’deki tesisleri, Cenin’deki bir hapishaneyi bombaladı.

Bu bombalamalardan 2 hafta sonra Arafat, TV’de yaptığı bir konuşmada başta bombalı intihar saldırıları olmak üzere tüm silahlı eylemlere son verilmesini isteyerek, Filistin’de kendilerinden başka bir otoriteye izin vermeyeceklerini ilân etti. Müteakip günlerde FÖGS, Hamas ve İslâmî Cihat bürolarını kapatmaya devam etti ve Hamas liderlerinden Rantısi başta olmak üzere 180 militanı tutukladı. Filistin yönetiminin bu aktif yaklaşımı Gazze’de 6 ölü, 90 yaralı ile sonuçlanan silahlı çatışmaları beraberinde getirdi. Hamas ve İslâmî Cihat’ın ateşkese uyacaklarını ilân etmeleri üzerine olaylar yatıştı. Ancak, Hamas tarafından iki İsrail askerinin bir misilleme maksadıyla öldürülmesi sonrasında İsrail’in misliyle mukabele ederek, Rafah mülteci kampında 59 evi yıkması sonrasında eylemler yeniden başladı.

Nisan-2002’deki İsrail operasyonunda FÖGS’nin tüm karargâhları, büroları, eğitim alanları ve araçları imha edildi. Filistin yönetimi bilinçli ve plânlı olarak terörle mücadele edemeyecek hale getirildi.

Rusların uyguladığı tedbirler

Rusların intihar eylemlerine müdahale edebildikleri son nokta genellikle kontrol noktaları olmuştur. Bazı saldırılarda eylemciler şehir girişlerinde durdurulabilmişse de, genellikle eylemciler kontrol noktalarını zorla geçerek hedefe zarar verebilecek kadar bir mesafeye ulaşmayı başarmışlardır.

Sadece intihar saldırılarının engellenmesine yönelik olmasa da Ruslar, Çeçen direniş liderlerine yönelik hedefli saldırılar düzenlemişler, Aslan Maşkadov, Şamil Basayev, Hattap gibi direniş liderleri ortadan kaldırılmıştır. İntihar eylemlerinden sonra kimliği tespit edilebilen eylemcilerin varsa evleri Ruslar yıkılarak eylemcinin ailesinin cezalandırılması amaçlanmıştır. Bu iki misilleme örneği, Rusların da İsrail’den yardım aldığına veya İsrail’deki tecrübelerden istifade ettiğine dair birer belirtidir.

Ruslar, Çeçen direnişini özellikle intihar saldırıları yaygınlaştıktan sonra, 11 eylül saldırılarından sonraki uluslar arası politik duruma uygun olarak radikal İslâmî terörün Rusya’daki yansıması olarak lanse etmişler ve böylece politik alanda dış destek sağlamışlardır. Uzun süre Rusya’nın Çeçenistan harekâtına az da olsa muhalefet eden ABD, bir süre sonra “Rusya’nın Çeçenistan’daki terörle mücadelesini anlayışla karşıladığı” yönünde en yetkili ağızlardan açıklamalar yapmıştır.

Rusya, Çeçen direnişçilere yardım sağladığına inandığı ülkeler üzerinde de yoğun politik baskı uygulamış, Gürcistan’ı Pankisi Vadisini kontrol etmemekle, Türkiye’yi de Türk vatandaşlarının Çeçenistan’a savaşmaya gelmelerine izin vermekle, bazı derneklerce para yardımı yapılmasına göz yummakla suçlamıştır.

Sri Lanka’nın uyguladığı tedbirler

Sri Lanka hükümeti, intihar eylemlerini engellemekten ziyade, eylem sonrasında misilleme yaparak muhtemel eylemciler üzerinde caydırıcılık sağlamayı amaçlamıştır. Bunu yaparken de İsrail’in uyguladığı gibi sivil yerleşim yerlerini havadan bombalamak gibi güç kullanma yöntemlerini tercih etmiştir. Ancak, bu yöntem intihar saldırılarını engellemek yerine, Tamil halkının LTTE’yi daha çok desteklemesine neden olmuştur. Hükümetin, LTTE temsilcileri ile barış görüşmelerine başlamasını takip eden dönemde ise, intihar saldırıları neredeyse tamamen durmuştur.

LTTE’nin intihar saldırıları büyük oranda hedeflendiği yer ve zamanda gerçekleşmiştir. Az da olsa bazı eylemler eylemcilerin son anda yaptıkları hatalardan istifade edilerek koruma görevlilerinin karşı tedbirleri ile az zayiatla atlatılabilmiştir. Hedefine ulaşamayan intihar eylemcileri güvenlik tedbirlerinin yoğunlaştığı yol kontrol noktalarında veya VIP korumalarının eylemciyi hedefe daha fazla yaklaşmasına izin vermediği noktalarda infilakı gerçekleştirmişlerdir.

Sri Lanka güvenlik kuvvetleri, zaman içerisinde muhtemel eylem hedeflerinin korunma derecesini artırmışsa da bir eylemcinin Devlet Başkanının 15-20 m. yakınına kadar yaklaşabilmesini engelleyememiştir. Üstelik, LTTE korunma derecesi daha düşük olan lojistik konvoylarına yönelmiş ve eylemlerde daha çok can kaybı meydana gelmiştir.

Reklamlar
Bu yazı Karşı Tedbirlere Dair Örnekler, İntihar Saldırıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s