İntihar Eylemlerinin İcra Aşaması

Hedefe intikal eylemin tamamına bakıldığında örgütler açısından en riskli safhadır. Seçilmiş hedefte infilakın gerçekleşmediği eylemlerde eylemcilerin ve bombaların neredeyse tamamı intikal safhasında ele geçirilmişlerdir. İntihar eylemlerinin gerçekleştiği hedeflerin bir kısmının yol kontrol noktaları olmasının sebebi de budur.

Hedefe İntikal

Eylemci, güvenli evde bomba ile teçhiz edilerek bombanın nasıl patlatılacağı konusunda kısa bir eğitime tabi tutulmakta, müteakiben saldırı hedefine intikal ettirilmektedir. Bombanın yol boyunca yakalanma riski varsa, eylemcinin bomba ile bir araya gelmesi hedefin yakınındaki başka bir noktada gerçekleştirilmektedir. Eylemin ayrıntıları hakkında son bilgiler eylemciye saldırıdan kısa bir süre önce verilmektedir.

Saldırı hedefine intikal bir veya iki eskort timi aracılığıyla yapılmakta, bu timler normal olarak biri bayan iki kişiden oluşmakta ve yol kontrol noktalarında şüphe çekmeyecek tarzda giyinmekte ve davranmaktadır. Eylemcinin kadın olması halinde son aşamaya kadar yanında yakın bir akrabası bulunmaktadır. İki eskort timi kullanıldığında; birinci tim, yol kontrol noktalarından eylemciyi geçirmekte; ikinci tim ise, eylemciyi bomba ile buluşturarak hedef bölgesine ulaştırmakta ve kesin hedefi göstermektedir.

Eskort timini ve eylemciyi eylem yerine ulaştıran aracın sürücüsü, genellikle eylemin icra edileceğinden haberdar olan ve bu işi daha önce de yapmış kişilerden olmaktadır. Bazı eylemlerde, eylemcinin belli bir noktadan itibaren toplu taşıma araçları veya taksiyle olay yerine yalnız gittikleri görülmüştür.

El Aksa intifadasında intihar eylemcileri hedef bölgesine rahatça sızmak için bir çok aldatma tedbiri de uygulamışlardır. Bir çoğu eylem sonrasında anlaşılabilmiş olan bu uygulamalarda; kadınlar Arap toplumunun ortalama standartları dışında modern kıyafetler giymişler, erkekler kadın kılık ve kıyafetine bürünmüşler veya temiz tıraş olmuşlar ve saçlarını sarıya boyatmışlar, Ultra-Ortodoks Yahudi din adamı, din öğrencisi veya İsrail askeri gibi giyinmişler, gazeteci veya turist gibi davranmışlar, hedefe intikal esnasında taksi görünümlü araçları, İsrail plâkalı araçları, çalıntı İsrail araçlarını, ambulansları ve bir olayda İsrail askerî araçlarını kullanmışlardır.

Çeçenler genellikle kendi topraklarında düzenledikleri saldırılarda hedefin çok iyi tanınması nedeniyle intikal safhasının planlanmasına pek ihtiyaç duyulmamıştır. Ancak, Moskova içindeki eylemlerde hedefe intikal safhası ayrıntılı bir şekilde planlanmamış, Putin’e ve Duma’ya yönelik saldırı için görevlendirilen iki kadın eylemci, hedefini başkalarına sorarak bulmak istemiştir. Moskova içindeki eylemlerde, eylemcilerin önce güvenli bir eve getirildiği ve kısa bir süre sonra eylem hedefi yakınına kadar eskortlandığı belirlenebilmiştir.

Çeçen eylemciler de çeşitli aldatma taktiklerini kullanmışlardır. Bunlardan en yaygın olanı, eylemcilerin Rus ordusuna ait çalıntı veya satın alınmış askerî araçları ve üniformaları kullanmalarıdır. Rusya içindeki sivil hedeflere yapılan saldırılarda ise özellikle bayan eylemciler, Rus halkının giyim alışkanlıklarına uygun kıyafetler kullanmışlardır. Bir çok eylemden sonra yapılan soruşturmalarda, eylemcilerin yaklaşma istikametleri boyunca birkaç tane kontrol noktasını görevli askerlere rüşvet vererek geçmeyi başardıkları anlaşılmıştır.

Eylem için görevlendirilen El Kaide militanlarının hedef bölgesine ulaşımı, sahte kimliklerle alınan sahte pasaportlar kullanılarak en fazla iki-üç kişilik gruplar halinde, taslak eylem zamanından çok uzun bir süre önce tamamlanmaktadır. Gruplar genellikle birbirlerinden ayrı bölgelere intikal etmekte ve önceden belirlenen zamana kadar bu bölgelerde normal yaşamlarını sürdürmekte, çeşitli şekillerde yaşadıkları ülkenin sistemine entegre olarak ve yasadışı hiçbir olaya karışmayarak şüphe çekmemektedirler. Eylem zamanına kadar bulundukları ülkelerde ticaret, eğitim vb. faaliyetlerle uğraşmakta, bazı durumlarda ülke içinde yer değiştirmektedirler. Tüm bu süreçte militanların öncelikli faaliyeti gizliliği korumak ve hedef hakkında istihbarat toplamak olmaktadır.

Eylemin icrası

Hedefin yakınına kadar getirilen eylemci, bu noktadan itibaren etraftakilerin dikkatini çekmeyecek şekilde hedefe doğru ilerlemekte ve kendisinin uygun gördüğü zamanda ve noktada patlamayı gerçekleştirmektedir. Bazı eylemlerde, eylemcinin psikolojik durumu kendisinin erken teşhis edilmesini sağladığından asıl hedefin girişinde veya yakınında patlamanın gerçekleşmesi nedeniyle daha ağır zayiatın engellenmesi sağlanmıştır. Ancak, bir çok eylemci kendisini gizlemeyi başarmış, hatta hedefteki insan sayısının biraz daha artmasını bekledikten sonra patlatmayı gerçekleştirmiştir.

Bazı saldırılarda çift eylemcinin kullanıldığı görülmüştür. Birbirine yakın mesafede ve hemen hemen aynı zamanda patlatılan bombalarla etrafa daha fazla hasar ve zayiat verdirilmesi amaçlanmıştır.

El Kaide eylemlerinde dikkat çeken husus; aynı anda birden fazla saldırının eş zamanlı veya çok kısa zaman aralıklarıyla, çeşitli hedeflere, değişik yöntemlerle icra edilmesidir. Seçilen hedeflerin bir veya birden fazlasına intihar saldırısı düzenlenirken, diğer bir veya birkaçının yakınında bombalı araç patlatılmakta veya bu hedeflere yönelik silâhlı saldırı düzenlenmektedir. Bazı olaylarda saldırının düzenleneceği hedefe önce silâhlı saldırı düzenlenmekte, hedefi koruyan muhafızlar imha veya taciz edildikten sonra intihar saldırısı düzenlenmektedir. Bu şekilde hareket ederek, hedef ülkelerin güvenlik kuvvetleri üzerinde zihinsel baskın etkisi yaratmakta, genellikle bir veya iki adet büyük olaya hazırlıklı olan güvenlik kuvvetlerinin yönetim kademelerinin karar mekanizmalarını felce uğratmaktadır.

Örgütün birkaç gün arayla birbirinden çeşitli uzaklıktaki ülkelerde eylem düzenlemesinin ise tamamen tesadüf olduğu da dikkate alınmalıdır. Bir örgütün eylem kapasitesini birkaç gün önceki eylemin yankılarını unutturacak şekilde boşa sarf etmesi mantıklı değildir. El Kaide’nin hücre teşkilâtlanması, taşeron örgütler kullanması ve kendisini el Kaide’ye bağlı hisseden örgütlerin bağımsız kararlarla eylem yapmaları göz önüne alındığında “saldırı dalgası” olarak algılanan, birden çok eylem sahasında, eş zamanlı veya ardı ardına eylemler düzenlenmesinin plânlı bir eylem taktiği olmadığı düşüncesini uyandırmaktadır.

Çeçenler, sadece bir kez değişik hedeflere eş zamanlı ve koordineli saldırı taktiğini 2/3 Temmuz 2000’deki bir gecede 6 saldırı icra ederek kullanmışlardır. Bunun dışındaki eylemlerin tamamı tek noktada veya bir seferde icra edilmiştir. Eylemlerde birden çok eylemci kullanıldığında dahi, saldırılar birbirlerine çok yakın noktalarda veya birbirini kısa zaman aralıklarıyla takip eden sürelerde icra etmişlerdir.

LTTE, intihar saldırılarını özellikle askeri birliklere ve iyi korunmuş hedeflere düzenlediği daha kapsamlı bir saldırının içinde tahrip gücü yüksek bir bomba mantığıyla kullanmaktadır. Bu saldırılarda, hedef önce yoğun ateş altına alınmakta, direnişi sert olan noktalara sızmayı başaran yaya eylemcilerin veya bomba yüklü araçların doğrudan hedef içine dalarak infilak etmeleri ile direniş kırılmakta ve böylece diğer militanlar hedefin derinliğine nüfuz ederek hedefte azami derecede hasar ve zayiat yaratılabilmektedir.

Özellikle iyi korunmuş askeri hedeflere yönelik eylemler, hedefte şok etkisi yaratan bir veya daha fazla intihar saldırısı ile başlamakta ve klasik saldırılar devam ederken gerçekleştirilen intihar saldırıları ile hedef üzerindeki baskı ve tahribat artırılmaktadır.

Karada yaya eylemcilerle düzenlenen çoklu saldırılarda birinci eylemcinin kendini infilak ettirmesinden sonra olay yerinde toplanan kişilere yönelik ikinci bir eylemcinin saldırı düzenlediği görülmüştür.

Özellikle etrafında güvenlik çemberi olan VIP’lere yönelik saldırılarda üzerine bomba yerleştirilmiş militanların motosikletle saldırı noktasına getirildikleri ve arkada oturan militanın VIP aracının tam yanına geldiğinde aracın üzerine atlayarak eylemi gerçekleştirdiği görülmüştür. Aynı tür hedeflere yapılan saldırılarda izlenen diğer bir yöntem de militanın aracın yanında konvoyu selamlayan kişilerin arasından VIP aracının ön camına atlayarak infilakı gerçekleştirmesidir.

Araçlara bomba yüklenmesi ile yapılan eylemlerde ise, önce araçtan inen silahlı militanlara hedefin baskı altına alındığı, daha sonra intihar eylemcisinin aracı hedefin tam içine sokarak eylemi gerçekleştirdiği görülmüştür. Bombalı kamyonla yapılan saldırıların bazılarında araç içinden militanların ateşe devam ederken aracın hedef içine girdiği ve patlamanın gerçekleştirildiği görülmüştür.

Sivil hedeflere yönelik saldırılardan birinde kullanılan minibüsün her iki yandaki iç kısımlara patlayıcı yerleştirildiği ve patlamayla sivillere azami zayiat verdirilmesinin amaçlandığı görülmüştür.

Deniz kaplanları olarak isimlendirilen LTTE Deniz Gücü, Tamillerin yaşadığı kıyı bölgelerinin açıklarında kollar halinde hareket etmekte ve her kolda intihar saldırısına hazır olan bir veya birkaç sürat teknesi bulunmaktadır. Bu kolların Sri Lanka donanma unsurlarıyla tesadüf muharebesine girmesi halinde olayın seyrine göre intihar saldırısı icra edilebilmektedir. Ayrıca, planlı olarak yapılan eylemlerde aldatma taktiği olarak balıkçı teknelerinin arasına gizlenen sürat tekneleri hedefin en uygun olduğu bir zamanda saldırıyı gerçekleştirebilmektedir.

Sürat tekneleri kullanılarak yapılan saldırılarda, militanların silahlandırılmış sürat tekneleri ile askeri deniz konvoylarına önce yoğun ateş açtıkları ve bomba yüklü teknelerden bir veya daha fazlasının konvoyun en kıymetli hedefine intihar saldırısı düzenlediği görülmektedir. Bazı durumlarda, cephanesi tükenen ve çatışmadan sıyrılmasına imkan kalmayan teknelerin de hedef seçtiği askeri gemilerden birine çarparak infilak ettirildiği görülmektedir.

LTTE, karada icra edilen eylemlerinin ¾’ünde tek bir eylemci, denizde yapılan eylemlerin tamamında birden fazla eylemci, bu eylemlerin yarısına yakınında birden fazla sürat teknesi kullanmıştır.

Tüm eylemlerde intihar saldırısının ortak noktası infilak noktasıdır. Bombalı araçlar; hareket halindeki hedefin hemen yanında, aynı istikamette hızla ilerleyerek veya hedefe çarparak; sabit hedeflere yapılan saldırılarda ise, hedefin tam içine girildiğinde infilak ettirilmektedir. Zırhlı araçlardan oluşan hareketli hedeflere yönelik saldırılarda ise infilak, zırh koruması olmayan aracın tam yanına geldiğinde gerçekleştirilmiştir.

Tüm örgütlerde eylemcilerin, beraberlerindeki bombaları kendileri tarafından kumanda edilen düzeneklerle patlattığı görülmüş, uzaktan komutalı patlayıcı düzeneklerin kullanıldığına dair bir bulguya rastlanmamıştır.

Eylemcilere saldırıdan önce uyuşturucu veya sakinleştirici ilaç verildiği yönündeki iddiaların doğruluğu ise henüz ispatlanamamıştır. Eylem sonrasında ele geçirilen saldırganların cesetleri üzerinde İsrail Kriminal laboratuarlarında yapılan incelemelerde uyuşturucu madde kalıntısı bulunamamıştır. Diğer örgütlerin eylemlerinde de bu iddiaları doğrulayacak bilimsel veriler bulunmamaktadır. Sadece PKK’nın eylemlerinden sonra görgü tanıklarının ifadelerinde eylemcilerin uyuşturucu madde etkisinde olduğuna dair iddialar bulunmaktadır.

Eylem günü ve saati hakkında örgütler tarafından tercih edilen belirgin bir özellik bulunmamaktadır. Bu konudaki en büyük kriter, hedefe hangi gün ve saatte azami zayiat verilebileceği sorusunun cevabıdır.

ABD merkezli Intelcenter kuruluşunun eylemlerin zamanlaması ile ilgili yaptığı incelemede 1998-2005 arasındaki El Kaide bağlantılı eylemlerin yüzde elli-altısının eylem yerindeki yerel saatle 0700-1500 arasında, kalan yüzde kırk-dördünün ise saat 1800-0200 arasında gerçekleştiği tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile 1500-1800 ile 0200-0700 arasında El Kaide’nin herhangi bir eylemi meydana gelmemiştir. En çok eylem düzenlenen saat ise 0800 olarak belirlenmiştir. Haftanın günleri açısından incelendiğinde eylemlerin yüzde seksen-birinin haftanın çalışma günlerinde, sadece yüzde dokuzunun hafta sonu meydana geldiği görülmüştür. Yerel saatle 1800-0200 arasında ve hafta sonu icra edilen eylemlerin favori hedefi insanların tatil nedeniyle tercih ettiği toplu sosyal alanlar olmuştur.

Eylemlerin sonucunda hedef üzerinde meydana gelen hasar ve zayiat oranı tartışılmayacak derecede eylemcilerin lehindedir. Eylem sonucunda ölen bir veya iki intihar eylemcisiyle mukayese edilemeyecek kadar çok şahsın ölümü söz konusudur.

İntihar eylemlerinin yaygın olarak kullanılmasıyla zayiat oranındaki eylemciler aleyhine olan denge, tersine dönmektedir. Örnek olarak İsrail’de ; intihar eylemlerinin yoğunlaşmasından önce, 1 İsrailliye karşılık 12 Filistinli hayatını kaybederken, intihar eylemlerinin artırılması ile bu oran 1 Filistinliye karşılık 9 İsrailli olarak değişmiştir.

1980–2001 yılları arasında tüm dünyada gerçekleşen 188 intihar saldırısında (11 Eylül saldırıları hariç) eylem başına ortalama kurban sayısı 13 olarak gerçekleşmiştir. Tüm dünyada gerçekleşen (PKK/KADEK eylemleri hariç) terör eylemlerinin sadece %3’ü intihar saldırısı iken, toplam kurban sayısının %48’i intihar saldırılarında verilmiştir.

Başarıya ulaşmış bir intihar saldırısı, örgüt elemanlarının morali üzerinde zafer etkisi yapmakta ve davaya olan inançlarının farkına varılmasını sağlamaktadır. Hedef toplum veya gruplar ise, eylemcileri hafife almayı bırakarak onları davaları uğruna hayatlarını feda ederek kendilerine büyük zararlar verebilecek potansiyel bir tehdit olarak görmeye başlamaktadır.

Eylem sonrasında ortaya çıkan hasar ve zayiat tablosu çok ağır olduğundan, her intihar saldırısı, “şok haber” olarak medyanın büyük ilgisini çekmekte , toplumun saldırıdan doğrudan zarar görmeyen diğer kesimi üzerinde istenilen korku ve dehşet etkisinin yaratılmasını sağlamaktadır.

Eylemin üstlenilmesi

Filistinli örgütler, önceleri eylemden hemen sonra olayı üstlenerek, eylemcinin video görüntülerini daha önceden belirlenmiş TV istasyonlarına yayımlanmak üzere dağıtmakta, eylemcinin posterlerini ve resimlerini de kendi kontrolündeki yerlere asılmasını sağlamaktaydı. Ancak, İsrail’in bu eylemcilerin ailelerine yönelik eylemden hemen sonra düzenlediği operasyonlar ve Filistinlilere yönelik misillemeleri, örgütlerin eylemleri üstlenmemesi sonucunu getirmiştir. Buna rağmen, İsrail istihbarat kuruluşlarının eylemciyi çok kısa sürede belirlemesiyle cezalandırma ve misillemeler devam etmiştir.

El Kaide, saldırılarının sorumluluğunun üstlenilmesi için acele etmemektedir. Bir çok durumlarda o zamana kadar adı duyulmamış sahte isimli asgari iki örgüt tarafından saldırının sorumluluğu üstlenilmektedir. Diğer yandan, hedef ülkelerin güvenlik kuvvetleri saldırılardan hemen sonra sorumlu örgüt olarak El Kaide’yi ilk plânda düşündüğünden ve El Kaide sempatizanı ve bağlısı örgütlerin ve militanların da aklına ilk anda El Kaide geldiğinden örgüt zaten istediği mesajı vermiş olmaktadır. El Kaide bu şekilde davranarak, ilk tepkileri ve ani misilleme operasyonlarını bir süre için geciktirmeye, hatta bazı durumlarda önlemeye muvaffak olmaktadır.

Çeçen direnişçiler ve LTTE, sivillere yönelik eylemlerin hiç birisini üstlenmemeyi prensip haline getirmişlerdir. Ancak, her iki örgüt de eylem alanlarındaki her türlü bombalı saldırı için doğrudan suçlanmaktadırlar.

Bu yazı İntihar Saldırıları içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s