Filistin Kurtuluş Örgütü-FKÖ

Filistinliler arasındaki örgütlenmeler, Filistin topraklarına Yahudi göçünün ciddi boyutlara ulaşarak bir Yahudi devleti kurulma ihtimalinin belirmesiyle başladı. Başlangıçta, Yahudi göçmenlerin silahlı tecavüzlerine karşı koymak için oluşturulan gerilla türü örgütler, belirli bir teşkilâta ve etkin bir lidere sahip olmadan 1948 savaşı öncesindeki yerel çatışmalara girmişlerse de, Yahudilere karşı herhangi bir üstünlük elde edemediler. Savaş sırasında meydana gelen göç hareketleri ve 1948 savaşında Arap ordularının yenilmesiyle bu örgütler dağıldı.

Askerî alandaki bu başarısızlığa rağmen, Filistin Millî Konseyi İsrail’in bağımsızlık ilanından kısa bir süre sonra Gazze’de toplanarak uluslar arası kamuoyu tarafından tanınan sınırlar içinde Filistin’in bağımsızlığını ve Filistin hükümetinin kurulduğunu ilân etti. Ürdün haricindeki Arap ülkeleri de bu ilânı tanıdı ve Filistin Arap Birliğine davet edildi.

Uzun bir süre Filistinliler kendi kurtuluşlarının çaresini diğer Arap ülkelerinin İsrail ile savaşmalarında aradılar. Özellikle Mısır Devlet Başkanı Nasır’ın Arap milliyetçisi söylemleri Filistinlilerin bu umutlarının canlı tutulmasını sağladı. Ancak, Arap ülkelerinin kendi aralarındaki iç çekişmeleri ve Arap liderlerinin Filistin davasını kendi çıkarlarına kullanmak istemeleri üzerine, inisiyatifi kendilerinin ele almaları gerektiğine karar verdiler.

Uzun bir süre devam eden gruplaşmalar, fikrî hazırlıklar ve kısıtlı askerî hazırlıklar sonrasında 1959 yılında Yaser Arafat liderliğinde “Harakat Tahrir Falastin” adıyla bir örgütlenmeye gidildi ve örgütün isminin tersten okunduğunda baş harflerini oluşturan “Fatah” (El Fetih) ismi kısa isim olarak kabul edildi. El Fetih, Filistinliliği ön plâna çıkaran ve kendisine tek amaç olarak silâhlı mücadele yoluyla Filistin’in kurtuluşunu hedef alan, dönemin tüm siyasal hareketlerinin militanlarını kabul eden bir hareketti. Üyelerin kabulünde aranan tek şart, Filistin’in kurtuluşu için içten bir müdahale isteğiydi.

El Fetih’e ilk destek Cezayir’den geldi ve örgütün ilk bürosu 1963 yılında bu ülkede açıldı. Bununla da kalmayarak, El Fetih liderliği gerilla savaşının ilk bilgilerini yine bu ülkede irtibata geçtikleri Afrikalı, Asyalı ve Latin Amerikalı gerilla liderlerinden aldılar. Bu ilişkiler sayesinde Cezayir, Çin, Vietnam ve Kore’den eğitim ve silah yardımı gördüler.

Arap birliğinin 1964 yılındaki zirvesinde Filistinlilerin kendi topraklarının kurtuluşu ve kendi kaderlerini tayin haklarını kullanmaları için örgütlenmelerine ve o zamana kadar Filistinlilerin sözcülüğünü yapan Ahmet Şükeyri’nin Filistinlilerin temsilcisi olarak kabul edilmesine karar verildi.

Bundan birkaç ay sonra Kudüs’te tüm Filistin topluluklarının temsilcilerinin katılımı ile toplanan Filistin Konferansı sonucunda Filistin Halkının Sözleşmesi (Miktad el-Kawmee el Falasten ) ilân edildi.

Sözleşme hükümlerinde dikkat çeken noktalar; Arap Milliyetçiliği ile Arap Birliği ve dayanışmasının ön plâna çıkarılarak Filistin’in bağımsızlığının kazanılması ve işgâl edilen toprakların yeniden ele geçirilmesine kadar silahlı mücadeleye Cihad yoluyla devam edileceği; Filistin sınırlarının İngiliz manda yönetimi esnasında çizilen sınırlar olduğu ve Filistin topraklarının bölünmesine dair her türlü anlaşma, deklarasyon ve plânın reddedildiği; Siyonizm’in emperyalist, saldırgan, ırkçı ve faşist bir hareket olduğu, İsrail’in ise Ortadoğu’daki gerginlik ve kargaşanın baş sorumlusu olduğunun ilân edilmesidir. 

Bu tarihten itibaren FKÖ “Fedailer” olarak bilinen kısıtlı bir kadro ile İsrail’e yönelik eylemlere başladı ve özellikle İsrail’in Ürdün nehri üzerindeki sulama projesine yönelik sabotaj ve bombalama faaliyetleri icra edildi. Başlangıçta Fedailer bombaları patlatmayı bile başaramasa da bu eylemler İsrail’e karşı en küçük bir zafere dahi susamış Arap halkları arasında büyük sevinç yarattı. Doğal olarak, bu eylemler İsrail ile komşuları arasında küçük çaplı sınır çatışmalarına sebep oldu ve diğer olayların da etkisiyle 1967 savaşı patlak verdi.

Toplam 6 gün süren 1967 savaşı ile İsrail, Batı Şeria’yı, Gazze Şeridini, Sina yarımadasını ve Golan tepelerini ele geçirdi. Yüz binlerce Filistinli, mülteci konumuna düştü ve savaş öncesinde oluşturulan küçük gerilla grupları dağıldı. Savaşın Filistinlilere verdiği en büyük ders; kendi topraklarını kurtarma mücadelesinde Arap ordularına ve liderlerine güvenilmesinin zaman kaybı olduğu ve İsrail’e karşı silahlı mücadelenin şiddetinin artırılması gerektiğiydi. Ayrıca, Şukeyri’nin pasif davrandığı ve silahlı mücadeleye yeteri kadar ağırlık verilmediğini düşünen muhaliflerin sayısı da artmaya başladı.

Arap liderleri de 1967 savaşından sonra Filistin mücadelesine desteklerini artırdılar. Arafat da Batı Şeria’da ve Ürdün nehri vadisinde teşkilâtlanmaya önem vererek Cezayir, Suriye ve Çin’de eğitilmiş militanlarını Ürdün Vadisine yerleştirdi ve Batı Şeria’da yer altı teşkilatını örgütlemeye başladı. Ancak direniş hareketleri, Batı Şeria’da hareket alanının kısıtlı olması, militanların gizli hareket etme, sorguya dayanma gibi eğitimlerinin zayıf olması gibi faktörlerle İsrail tarafından kısa sürede baskı altına alındı. Dolayısıyla, Ürdün vadisi istikametinden yapılan eylemler ağırlık kazandı.

İsrail, Ürdün’den sızan El Fetih militanlarına karşı Mart 1968’de Ürdün nehrini geçerek bir operasyon başlattı. El Fetih’in ana eylem üssü durumunda olan Karameh köyünde şiddetli çatışmalar yaşandı ve militanlarının direnişine rağmen El Fetih ağır zayiat verdi. Ancak, çok üstün olmalarına rağmen İsrail ordusuna verdirilen zayiat nedeniyle “Karameh Direnişi” adıyla ünlenen bu olay, El Fetih’in Filistinliler arasında itibar kazanmasını sağladı.

El Fetih’in ve diğer fedai örgütlerinin gittikçe artan itibarı FKÖ içinde silahlı mücadele gruplarının ağırlığının artmasını sağladı ve Şükeyri FKÖ başkanlığından istifa etmek zorunda bırakıldı.

1968 yılında Kahire’de yapılan FUK toplantısında, 1964 yılında ilân edilen sözleşme büyük oranda korunarak, ilaveten Filistin’in kurtuluşu için tek yolun silâhlı mücadele olduğu, fedai eylemlerinin Filistin halk savaşının çekirdeği olduğu, vatanın kurtuluşu için değişik Filistinli grupların birleşmesi gerektiği, Filistin’in topyekün özgürlüğü dışındaki hiçbir çözümün kabul edilemeyeceği, FKÖ’nün Filistin devrimci güçlerinin temsilcisi olarak vatanın kurtarılması ve halka iade edilmesi için görevlendirildiği ilân edildi. 1969 yılındaki FUK toplantısında ise El Fetih Lideri Yaser Arafat FKÖ İcra Komitesi Başkanlığına seçildi. 

FKÖ’nün gittikçe artan halk desteği özellikle nüfusunun yarıdan fazlasını Filistinli mültecilerin ve Filistin kökenlilerin oluşturduğu Ürdün’de güçlenmesine ve Ürdün kralı tarafından kendisine tehdit olarak algılanmasına sebep oldu. FKÖ militanlarının da pervasız davranışlarıyla artan huzursuzluklar sonucunda Ürdün ordusu, FKÖ’nün askerî gücüne karşı 1970 yılının eylül ayında düzenlediği kanlı bir operasyonla FKÖ karargâhını ülkeden çıkardı ve Lübnan’a transfer edilmesini sağladı.

Filistinlilerce “Kara Eylül” olarak isimlendirilen bu operasyonla FKÖ İsrail’e yönelik operasyonlarında önemli biri üssünü kaybetti ve İsrail de doğu sınırlarını emniyete aldı. Bu operasyon nedeniyle Ürdün’den intikam alınmasını savunan bir grup tarafından “Kara Eylül” örgütü kuruldu. Bu örgüt, 1972 Münih Olimpiyatları’nda 11 İsrailli sporcuyu öldürerek adını duyurdu ve icra ettiği çeşitli terörist eylemlerle FKÖ’nün uluslar arası ortamdaki imajının “terörist örgüt” olarak değişmesine neden oldu.

Lübnan’ın iç savaşa yatkın demografik yapısı Filistinlilerin katılımıyla iyice hassas hale geldi ve FKÖ iç savaş öncesi Lübnan Millî Hareketine destek vermeye başladı. FKÖ’nün Lübnan’da bulduğu destek ve Lübnan hükümetinin zayıflığı nedeniyle sahip olduğu hareket serbestisi FKÖ’nün Güney Lübnan’dan İsrail’e yönelik eylemlere devam etmesini, eğitim ve silah açısından da güçlenmesini sağladı.

FKÖ, 1974 yılında Birleşmiş Milletlerde “gözlemci üye” statüsüne kavuştu. Arap Birliği ve İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) tarafından Filistinlilerin tek meşru temsilcisi olarak tanındı.

Aynı yıl toplanan FUK’nin toplantısında “10 maddelik program” kabul edildi. Bu program FKÖ’nün bağımsızlık savaşında takip edeceği temel prensipleri içermekte olup, özetle BMGK’nin bölgedeki tarafların tanınmış sınırlar içerisinde güvenle yaşamlarını sürdürme hakkını vurgulayan 242 sayılı kararının kabul edilemez olduğu; FKÖ’nün Filistin’in kurtarılması için başta silahlı mücadele olmak üzere her türlü çabayı göstereceği ve kurtarılan her vatan parçasında millî bağımsız otoritenin ilân edileceği; FKÖ’nün tanınma, güvenli sınırlar, millî hakların tanınması, mültecilerin geri dönüş hakkı ve kendi kaderini tayin hakkının verilmediği her türlü teklife karşı olduğu ilân edilmiştir.

1975 yılında başlayan Lübnan iç savaşında FKÖ önce Hıristiyan Falanjistlerle, sonra Suriye kontrolündeki Filistinlilerden oluşan El Saika örgütü ve Suriye birlikleriyle, sonra İsrail birlikleriyle ve daha sonra yine Suriye desteğindeki Şii Amal örgütü militanlarıyla çatışmalara girdi. Çatışmaların dışında kalan Filistinli mülteciler ise, yaşam şartlarının zorluğu nedeniyle ve karşıt grupların saldırıları sonucunda kayıplar verdi.

FKÖ’nün de taraf olduğu iç savaş devam ederken, Suriye Lübnan’a girdi ve 2005 yılına kadar ülkeyi terk etmedi. Bu arada, Lübnan topraklarından İsrail’e yönelik eylemler İsrail’in 1978’de Litani, 1982’de ise Galile’ye Barış Operasyonu ismiyle iki harekât icra etmesine sebep oldu. Birinci harekâttan sonra 3 ay içinde İsrail birlikleri geri çekildi. Ancak, ikinci harekât İsrail birliklerinin 1985 yılına kadar Lübnan’ın büyük bir kısmını, 2000 yılına kadar da Güney Lübnan’da 10 km.lik bir güvenlik kuşağını işgâl etmesine, 1982’de FKÖ’nün militanlarının büyük bir kısmının Lübnan dışına, FKÖ karargâhının ise Tunus’a taşınmasına neden oldu.

FKÖ, barış sürecindeki gelişmelerle seçimleri kazanarak Filistin’e dönene kadar Tunus’ta kaldı. Bu dönemde, 1987’de başlayan birinci intifadanın birinci yılında kendisini sürgündeki Filistin hükümeti olarak ilân etti ve daha önce kabul etmediği BMGK kararlarını ve İsrail’in varlığını kabul ettiğini açıkladı. Bu gelişmelerle ilk işaretlerini veren barış süreci 1993 yılında Prensipler Deklarasyonunun kabul edilmesiyle resmen başladı.

Kurulduğu günden itibaren İsrail ve ABD, FKÖ’yü terörist örgüt olarak nitelendirerek, dolaylı dahi olsa herhangi bir şekilde temasa geçmeye yanaşmadılar. Ancak, prensipler deklarasyonunun ilânından önce Arafat ile Şamir arasındaki mektup değişimleriyle FKÖ, bu iki ülke tarafından Filistin halkının meşru temsilcisi olarak kabul edildi.

FKÖ, her birine fraksiyon adı verilen bir çok paramiliter örgütle sivil toplum örgütünün gevşek bir bağla bir araya geldiği şemsiye bir örgüttür. FKÖ yönetiminin bu fraksiyonlar üzerinde doğrudan kontrol yetkisine sahip olmamakla birlikte söz konusu örgütlerin icra komitesi kararlarına ve FKÖ tüzük ve kararlarına uygun davranmaları gerekmektedir.

Örgütlerin FKÖ’ye üyelik statüleri zaman içersinde değişkenlik göstermekte, siyasî anlaşmazlık dönemlerinde üyelikten çıkma veya üyeliğin askıya alınması gibi uygulamalara rastlanmaktadır. Hamas ve İslami Cihad gibi bazı büyük İslâmî örgütlenmeler ise bu yapının dışında kalmışlardır. FKÖ çatısı altındaki fraksiyonlar aşağıdaki gibidir;

 • El Fetih (Filistin Millî Kurtuluş Hareketi): Ebu Ammar (Yaser Arafat), Ebu Cihad (Halil El Vezir) ve Ebu İyad (Salah Halef) öncülüğünde 1958’de kuruldu, ancak 1965 yılında kamuoyunun önüne çıktı. FKÖ içindeki en ağırlıklı örgüttür.

• Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC-PFLP): George Habbaş tarafından 1967 yılında Marksist görüşlerle kuruldu. 1971 yılında FKÖ’ye katıldı ve onun köktenci Marksist kolunu oluşturdu. İlk kurulduğu dönemde uçak kaçırma eylemleri ile adı duyuldu.

• Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC-PDFLP): 1969 yılında, Nayef Havatme tarafından FHKC’nden ayrılanlarla kuruldu.

• FHKC-Genel Komutanlık: 1968’de FHKC’den ayrılan bir grup tarafından kuruldu.

• Filistin Kurtuluş Cephesi: FHKC-Genel Komutanlıktan 1976’da ayrılanlar tarafından kuruldu.

• El Saika: Suriye BAAS Partisi tarafından 1968’de kuruldu.

• Arap Kurtuluş Cephesi: Irak BAAS partisi tarafından 1968’de kuruldu.

• Halkın Partisi: Filistin Komünist Partisinin 1991’de isim değiştirmesi ile kuruldu.

• Demokratik Cephe: 1990 yılında FHKC’den ayrılan bir grup tarafından kuruldu.

• Filistin Kurtuluş Ordusu (FKO): 1964 yılında toplanan Filistin Konferansında Mısır, Suriye ve Irak’ta konuşlu birer tugay’dan oluşan Filistin Kurtuluş Ordusu (FKO)’nun kurulduğu ilân edildi. FUK içinde de temsil edilen FKO, bir süre sonra bulundukları ülkelerin güdümüne girmeleri nedeniyle FUK’daki ağırlıkları azaltıldı. Oslo süreci sırasında Filistin Otoritesine bağlı olarak kurulan Filistin Güvenlik Kuvvetlerinin büyük bir kısmı FKO personelinden oluşturuldu.

• Silahlı örgütlerin yanı sıra, öğrenciler, işçiler, kadınlar, öğretmenler, gazeteci ve yazarlar, hakimler, mühendisler, doktorlar, sanatçılar, çiftçiler, ekonomistlerin oluşturduğu birlik ve sendikalar ile gençlik ve spor yüksek konseyi gibi sivil toplum örgütleri de FKÖ çatısı altında yer almaktadır.

• FKÖ, Kızılay ve Şehit Ailelerine Yardım Kuruluşu gibi hayır sosyal yardım kurumlarını ve SAMED kısa isimli ticari ve ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü bir kurumu da bünyesinde barındırmaktadır.

Reklamlar
Bu yazı Din Kaynaklı Çatışmalar, FHKC-Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin-İsrail Sorunu, Silahlı Örgütler içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Filistin Kurtuluş Örgütü-FKÖ

  1. Geri bildirim: Lübnan İç Savaşı |

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s